İsrail'in Suriye'deki Ebu Zuhur Saldırısı ve Türkiye'nin Sessiz Tepkisi: Masada mı, Sahada mı Cevap?
İsrail savaş uçakları 18 Ağustos 2026'da Suriye'nin İdlib kırsalındaki Ebu Zuhur hava üssünü vurdu. Saldırı Türkiye sınırının yaklaşık 70 kilometre güneyinde gerçekleşti ve İsrail, üsse Türk askerlerinin konuşlanmak üzere olduğunu öne sürdü. Türkiye sert bir kınama yayımladı ancak sahada karşılık vermedi. Bu sessizlik zayıflık mı, strateji mi?

İsrail, Türk askerinin konuşlanacağı iddia edilen bir hava üssünü vurdu. Ankara misilleme yerine diplomasiyi seçti. Neden?
Son günlerde sosyal medyada "İsrail Türkiye sınırını vurdu" şeklinde paylaşımlar dolaşıyor. Öncelikle bir düzeltme yapmak gerekiyor: İsrail, Türkiye topraklarını veya Türkiye sınırını vurmadı. Söz konusu saldırı, 18 Ağustos 2026'da Suriye'nin kuzeybatısındaki İdlib kırsalında yer alan Ebu Zuhur hava üssüne yönelikti. Üs, Türkiye sınırına yaklaşık 70 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Ancak saldırının hedefi ve zamanlaması, olayı doğrudan Türkiye ile ilişkilendiriyor.
Ne oldu?
- 18 Ağu 2026 İsrail savaş uçakları Ebu Zuhur hava üssünün pistini ve hangarlarını sekiz ayrı saldırıyla vurdu. Can kaybı bildirilmedi.
- 18 Ağu 2026 İsrail Başbakanlık Ofisi, üsse Türk askerlerinin konuşlanmak üzere olduğunu ve İsrail'in Suriye'de Türk askeri varlığına izin vermeyeceğini açıkladı.
- 18-19 Ağu 2026 Türkiye Dışişleri Bakanlığı saldırıyı kınadı. İletişim Başkanı Burhanettin Duran da sosyal medya üzerinden tepki gösterdi.
- 20 Ağu 2026 Milli Savunma Bakanlığı, saldırı sırasında üste bir Türk heyetinin bulunmadığını açıkladı. Suriye Dışişleri Bakanı ise daha önce bir Türk heyetinin üssü ziyaret ettiğini söylemişti.
İsrail neden Ebu Zuhur'u vurdu?
Analistler saldırının birkaç amaca hizmet ettiğini düşünüyor:
- Türkiye'ye mesaj: İsrail, Türkiye'nin Suriye'de kalıcı askeri üsler kurmasını kendi güvenliği açısından bir tehdit olarak görüyor. Saldırı, Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığını genişletmesine karşı bir "kırmızı çizgi" mesajı olarak yorumlandı.
- Mekke Anlaşması: Saldırının, Türkiye'nin Suudi Arabistan ve Pakistan ile Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı imzalamasından yalnızca on bir gün sonra gerçekleşmesi dikkat çekti. Türk basınında saldırı, bu ittifaka yönelik bir uyarı olarak da değerlendirildi.
- İç siyaset: ABD merkezli haber sitesi Axios, saldırının İsrail'deki seçim sürecinin iç siyasi dinamikleriyle bağlantılı olabileceğini yazdı. Bu konuyu İsrail seçimleri haberimizde ele almıştık.
Türkiye'nin tepkisi: Masada sert, sahada sessiz
Türkiye, saldırıya diplomatik düzeyde sert bir dille karşılık verdi. Dışişleri Bakanlığı açıklamasında saldırının Suriye'nin egemenliğinin ihlali olduğu ve bölgesel istikrarı tehdit ettiği vurgulandı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Eylül'de Şam'da yaptığı açıklamada bölgedeki istikrarsızlığın temel kaynağının İsrail politikaları olduğunu söyledi.
Ancak Türkiye, askeri bir misillemeye başvurmadı. Bu tercihin arkasında birkaç neden olduğu değerlendiriliyor:
Masa: Diplomatik araçlar
- Kınama açıklamaları ve uluslararası platformlarda İsrail'i eleştiri.
- ABD üzerinden İsrail'e baskı: ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, saldırıyı "gereksiz bir tırmanma" olarak nitelendirdi ve doğrudan çatışma riskine karşı uyardı.
- Türkiye'nin Mayıs 2024'te İsrail ile ticareti kesmesiyle başlayan ekonomik baskının sürdürülmesi.
Saha: Neden misilleme yok?
- Saldırıda can kaybı yaşanmadı ve Türk personeli zarar görmedi.
- NATO üyesi Türkiye ile İsrail arasında doğrudan bir çatışmanın bölgeyi daha büyük bir savaşa sürükleme riski.
- Türk radarlarının İsrail uçaklarını takip ettiği bildirildi; bu, Türkiye'nin durumu izlediğini ama tırmanmadan kaçındığını gösteriyor.
Eleştirmenler, Türkiye'nin sahada karşılık vermemesinin İsrail'i yeni saldırılar için cesaretlendirebileceğini savunuyor. Hükümete yakın çevreler ise bunun soğukkanlı bir strateji olduğunu, Türkiye'nin İsrail'in istediği bir tırmanmaya çekilmediğini ve uzun vadede Suriye'deki konumunu güçlendirmeye odaklandığını öne sürüyor.
Suriye'nin sözsüz cevapları
Suriye hükümeti saldırıyı kınadı, ancak İsrail'e askeri olarak karşılık verme kapasitesi bulunmuyor. Bunun yerine Şam'ın tepkisi daha çok sahadaki adımlarla kendini gösterdi:
- Türkiye ile askeri işbirliğinin derinleşmesi: İki ülke arasında ortak askeri planlama mekanizmaları kuruldu ve Türkiye'nin Suriye ordusunun yeniden yapılandırılmasına desteği sürdü.
- ABD üzerinden diplomasi: Suriye, İsrail ile ABD arabuluculuğunda güvenlik görüşmelerini sürdürdü. Ancak İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Eylül'de İsrail'in Suriye'nin güneyindeki tampon bölgeden çekilmeyeceğini açıkladı.
- Güneyde istikrar arayışı: Süveyda için bir yol haritası üzerinde çalışılması, İsrail'in bölgedeki varlığını meşrulaştırmak için kullandığı gerekçeleri zayıflatma çabası olarak görülüyor.
Basına yansıyan bilgilere göre İsrail, Ürdün'de kurulması önerilen bir koordinasyon merkezini de reddetti. Bu, İsrail ile Türkiye arasında Suriye'de bir "çatışmasızlık mekanizması" kurulmasının şimdilik uzak olduğunu gösteriyor.
Sonuç
İsrail'in Ebu Zuhur saldırısı Türkiye topraklarına yönelik değildi, ancak açıkça Türkiye'nin Suriye'deki planlarını hedef alan bir mesajdı. Türkiye'nin "masada sert, sahada sessiz" tutumu, tırmanmadan kaçınma ve uzun vadeli kazanımlara odaklanma stratejisinin bir parçası olarak görülebilir. Ancak bu stratejinin başarısı, İsrail'in benzer saldırıları tekrarlayıp tekrarlamamasına ve ABD'nin bölgedeki dengeleyici rolünü sürdürüp sürdürmemesine bağlı olacak.