Bugün HakkımızdaKünyeİletişim
Ana Sayfa › Merak Edilenler › Türkiye'nin Bitmeyen Dosyaları
Merak Edilenler · NASIL?

Cumhuriyet'ten Bugüne Türk Dış Politikası: Dönüm Noktaları, Değişen İktidarlar ve Yeni Coğrafyalar

Bir asır önce sınırlarını korumaya çalışan yorgun bir ülke, bugün Afrika'da 44 büyükelçiliği olan, savaş uçağı ihraç eden ve iki savaşan ülke arasında arabuluculuk yapan bir bölgesel güç. Türk dış politikasının bu yolculuğu hangi kararlarla, hangi krizlerle ve hangi iktidarların elinde şekillendi?

✍ Küresel Gündem Editörü📅 Yayın: 🔄 Güncelleme: ⏱ 22 dk okuma
Eski haritalar, belgeler, dolma kalem ve Türk bayrağıyla tarihî bir çalışma masası
Eski haritalar, belgeler, dolma kalem ve Türk bayrağıyla tarihî bir çalışma masası. Temsilî görsel
Kısaca

Türk dış politikası 1923'ten bu yana birkaç büyük evreden geçti: Atatürk döneminde barışçı ve statükoyu koruyan bir çizgi; İkinci Dünya Savaşı'nda tarafsızlık; 1950'lerden itibaren NATO üyeliğiyle Batı ittifakına sıkı bağlılık; 1960-70'lerde Kıbrıs ve ABD ile krizlerin doğurduğu çok yönlülük arayışı; 1980-90'larda Özal'la ekonomi odaklı açılım ve Sovyetler'in çöküşüyle Türk dünyasına yöneliş; 2000'lerde AB üyelik süreci ve 'komşularla sıfır sorun'; 2011 sonrası Arap Baharı, Suriye savaşı ve Batı ile gerginlikler; 2021'den itibaren ise bölge ülkeleriyle normalleşme ve savunma sanayiine dayalı daha bağımsız bir çizgi. Değişmeyen temel ise Batı ile bağları korurken çıkarları için farklı güçlerle de ilişki kurma, yani denge arayışı oldu.

Bir ülkenin dış politikası, onun coğrafyasından, tarihinden ve korkularından doğar. Türkiye için bu üçü de son derece yoğun: Avrupa ile Asya'nın, Karadeniz ile Akdeniz'in buluştuğu bir coğrafya; altı asırlık bir imparatorluğun mirası ve Birinci Dünya Savaşı'nın ardından neredeyse tamamen paylaşılma tehlikesi atlatmış bir milletin hafızası.

Bu yazıda Türk dış politikasının yaklaşık yüz yıllık yolculuğunu, dönemlere ayırarak ve her dönemde iktidardaki partilerin yaklaşımlarıyla birlikte anlatıyoruz. Amacımız, bugün haberlerde okuduğunuz gelişmelerin, yani Kıbrıs'tan NATO'ya, Rusya ile ilişkilerden Afrika açılımına kadar her başlığın, nereden geldiğini anlaşılır şekilde göstermek.

Bir bakışta: Türk dış politikasının dönemleri

DönemYıllarAna çizgi
Kuruluş ve güvenlik arayışı1923-1939Lozan'ın tamamlanması, barışçı ve statükocu politika
Savaş yılları1939-1945Aktif tarafsızlık
Batı ittifakına giriş1945-1960Sovyet tehdidi, NATO üyeliği, ABD ile yakın ilişki
Krizler ve çok yönlülük1960-1980Küba krizi, Johnson mektubu, Kıbrıs, ABD ambargosu
Özal ve açılım1980-1991Ekonomi odaklı dış politika, AT başvurusu
Soğuk Savaş sonrası1991-2002Türk dünyası, terörle mücadele, Gümrük Birliği, AB adaylığı
Reform ve açılım2002-2011AB müzakereleri, "komşularla sıfır sorun", yeni coğrafyalar
Arap Baharı ve krizler2011-2020Suriye savaşı, Batı ile gerginlik, sınır ötesi harekâtlar
Normalleşme ve stratejik özerklik2021-bugünBölgesel normalleşme, savunma sanayii, arabuluculuk

1923-1939: Lozan'dan Montrö'ye, barışla korunan bir cumhuriyet

Türk dış politikasının temel taşı, 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Barış Antlaşması'dır. Kurtuluş Savaşı'nın ardından imzalanan bu antlaşmayla yeni Türk devletinin sınırları büyük ölçüde uluslararası alanda tanındı, kapitülasyonlar kaldırıldı. Ancak bazı meseleler açık kaldı ve yıllar içinde çözülmesi gerekti.

Mustafa Kemal Atatürk'ün dış politikası iki temel ilke üzerine kuruluydu: tam bağımsızlık ve "Yurtta sulh, cihanda sulh". Yeni cumhuriyet, savaşlardan yorgun bir halkı ve yıkılmış bir ekonomiyi devralmıştı. Bu nedenle toprak genişletme peşinde koşmak yerine, Lozan'da kazanılanları korumayı ve açık kalan sorunları diplomasiyle çözmeyi seçti.

  • 1926 Musul meselesi, İngiltere ve Irak ile imzalanan Ankara Antlaşması'yla Irak lehine kapandı. Türkiye, karşılığında belirli bir süre petrol gelirlerinden pay aldı. Bu, genç cumhuriyetin savaşa girmek yerine uzlaşmayı tercih ettiğini gösteren ilk büyük kararlardan biriydi.
  • 1930 Lozan'da nüfus mübadelesiyle karşı karşıya gelen Türkiye ve Yunanistan, Atatürk ile Venizelos döneminde dostluk anlaşmaları imzaladı. İki ülke arasında kısa ama anlamlı bir yakınlaşma dönemi başladı.
  • 1932 Türkiye, Milletler Cemiyeti'ne üye oldu.
  • 1934 Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya Balkan Antantı'nı kurdu.
  • 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi imzalandı. Lozan'da uluslararası bir komisyona bırakılan Boğazlar üzerindeki denetim yeniden Türkiye'ye geçti. Montrö bugün hâlâ yürürlükte ve Karadeniz güvenliğinin temel belgesi olmaya devam ediyor.
  • 1937 Doğu sınırını güvenceye almak için İran, Irak ve Afganistan ile Sadabat Paktı imzalandı.
  • 1939 Hatay, Fransa ile yürütülen uzun bir diplomasi sürecinin ardından Türkiye'ye katıldı.

Bu dönemin dış politikası, tek parti iktidarı olan Cumhuriyet Halk Fırkası (sonra CHP) tarafından yürütüldü. Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras uzun yıllar bu politikanın uygulayıcısı oldu. Dönemin genel çizgisi, büyük güçlerle çatışmaktan kaçınan, çok taraflı anlaşmalarla güvenlik arayan ve Lozan düzenini koruyan bir yaklaşımdı.

1939-1945: İkinci Dünya Savaşı ve "aktif tarafsızlık"

Atatürk'ün 1938'deki ölümünün ardından cumhurbaşkanı olan İsmet İnönü, kısa süre sonra dünyanın en yıkıcı savaşıyla karşı karşıya kaldı. Türkiye 1939'da İngiltere ve Fransa ile bir ittifak antlaşması imzaladı, ancak savaş boyunca bir yandan Almanya ile saldırmazlık anlaşması yaparak, bir yandan da Müttefiklerle bağlarını koruyarak savaşın dışında kalmayı başardı.

Bu politika, büyük bedeller ödenmeden ülkenin savaşın yıkımından korunmasını sağladı. Ancak ekonomik sıkıntılar, karne uygulaması ve yoğun askeri seferberlik halkın hayatını derinden etkiledi. Türkiye, Birleşmiş Milletler'in kurucu üyesi olabilmek için Şubat 1945'te sembolik olarak Almanya ve Japonya'ya savaş ilan etti.

1945-1960: Sovyet tehdidi ve Batı ittifakına giriş

Savaşın bitiminde Türkiye'yi bekleyen en büyük tehlike Sovyetler Birliği'nden geldi. Stalin yönetimi, 1945'te Türkiye ile olan dostluk anlaşmasını yenilemeyeceğini açıkladı; Boğazlarda üs ve ortak denetim, ayrıca Kars ve Ardahan'ın Sovyetler'e bırakılmasını talep etti. Bu talepler, Türk dış politikasını kökten değiştirdi: Türkiye, güvenliğini Batı ittifakında aradı.

  • 1947 ABD, Truman Doktrini ile Türkiye ve Yunanistan'a askeri ve ekonomik yardım başlattı. Ardından Marshall Planı yardımları geldi.
  • 1950 Türkiye'de çok partili hayata geçişle birlikte Demokrat Parti iktidara geldi. Başbakan Adnan Menderes hükümeti, Kore Savaşı'na asker gönderme kararı aldı.
  • 1952 Türkiye, Yunanistan ile birlikte NATO üyesi oldu. Bu, Türk dış politikasının sonraki yetmiş yılını belirleyecek en önemli karar oldu.
  • 1955 Irak, İran, Pakistan ve İngiltere ile Bağdat Paktı kuruldu. Türkiye, Orta Doğu'da Batı'nın güvenlik düzeninin bir parçası olarak konumlandı.
  • 1959 Türkiye, Avrupa Ekonomik Topluluğu'na (bugünkü AB'nin öncüsü) ortaklık için başvurdu.

Demokrat Parti döneminde dış politika, ABD ile çok yakın bir ittifak ilişkisine dayandı. Bu dönemde Türkiye, Batı ile özdeşleşmeyi bir kalkınma ve güvenlik stratejisi olarak gördü. Ancak bu yakınlık, Arap dünyasında Türkiye'ye kuşkuyla bakılmasına da yol açtı. Kıbrıs meselesi de bu dönemde, adanın İngiltere'den bağımsızlığı sürecinde gündeme geldi ve 1959-1960 Zürih ve Londra anlaşmalarıyla Kıbrıs Cumhuriyeti kuruldu. Türkiye, İngiltere ve Yunanistan adanın garantör ülkeleri oldu.

1960-1980: Küba krizi, Johnson mektubu ve Kıbrıs

1960'lı yıllar, Türk dış politikasında ABD'ye duyulan güvenin sarsıldığı yıllar oldu. Bu dönemin iki büyük krizi, Türkiye'nin dış politikasında "çok yönlülük" arayışını başlattı.

Birincisi, 1962 Küba Füze Kriziydi. Krizin çözümü kapsamında ABD'nin Türkiye'deki Jüpiter füzelerini sökmesi, Türkiye'ye danışılmadan yapılan bir pazarlığın sonucu olarak algılandı. İkincisi, çok daha sarsıcı olan 1964 Johnson Mektubu'ydu. Kıbrıs'ta Rumların Türklere yönelik saldırıları sonrasında Türkiye adaya müdahale etmeye hazırlanırken, ABD Başkanı Lyndon Johnson Başbakan İsmet İnönü'ye sert bir mektup gönderdi. Mektupta, Türkiye'nin müdahalesi hâlinde Sovyetler'in saldırısına karşı NATO'nun Türkiye'yi savunmayabileceği ve ABD silahlarının bu amaçla kullanılamayacağı ima ediliyordu.

Johnson Mektubu, Türk kamuoyunda derin bir hayal kırıklığı yarattı. İnönü'nün o dönemde söylediği aktarılan "Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de o dünyada yerini alır" sözü, Türkiye'nin dış politikasını tek bir müttefike bağlamaması gerektiği düşüncesinin simgesi oldu. Bu dönemden sonra Türkiye, Sovyetler Birliği ve Arap dünyasıyla ilişkilerini geliştirmeye başladı.

  • 1963 Türkiye ile AET arasında Ankara Anlaşması imzalandı. Bu anlaşma, Türkiye-AB ilişkilerinin hukuki temeli olmaya hâlâ devam ediyor.
  • 1974 Yunanistan'daki askeri cuntanın desteklediği darbeyle Kıbrıs'ı Yunanistan'a bağlama girişiminin ardından Türkiye, garantör ülke sıfatıyla adaya askeri müdahalede bulundu. Harekât kararını, Başbakan Bülent Ecevit liderliğindeki CHP-MSP koalisyon hükümeti aldı.
  • 1975-1978 ABD Kongresi, Kıbrıs harekâtı nedeniyle Türkiye'ye silah ambargosu uyguladı. Türkiye de buna karşılık ülkedeki bazı ABD üslerinin faaliyetlerini askıya aldı.

1970'ler, Türkiye'de sık değişen koalisyon hükümetlerinin dönemiydi. Süleyman Demirel'in liderliğindeki Adalet Partisi ile Ecevit'in CHP'si dönüşümlü olarak iktidara geldi. Demirel hükümetleri genel olarak Batı ittifakıyla ilişkileri koruyan bir çizgi izlerken, Ecevit'in CHP'si daha bağımsız ve "bölgesel" bir dış politika vurgusu yaptı. Ekonomik krizler ve siyasi şiddet, ülkenin dış politikada etkili olmasını zorlaştırdı.

Kıbrıs meselesinin 1974'ten bugüne nasıl geldiğini Kıbrıs sorunu neden çözülemiyor? yazımızda ayrıntılı olarak anlattık.

1980-1991: Özal ve ekonomiye dayalı dış politika

12 Eylül 1980 askeri darbesi, Türkiye'nin Batı ile ilişkilerini bir süre zorlaştırdı. Ancak 1983'te iktidara gelen Turgut Özal ve Anavatan Partisi (ANAP), dış politikaya yeni bir anlayış getirdi: Ekonomi ve ticaret, dış politikanın merkezine yerleşti.

Özal döneminde Türkiye, ihracata dayalı bir büyüme modeline geçti ve bu, dış politikayı da değiştirdi. Orta Doğu ülkelerine yönelik ihracat ve müteahhitlik hizmetleri hızla arttı. Türkiye, 1987'de Avrupa Topluluğu'na tam üyelik başvurusu yaptı. Özal, Körfez Savaşı (1990-1991) sırasında Irak'a karşı kurulan koalisyona aktif destek verdi; bu, o güne kadar Orta Doğu'daki çatışmalardan uzak duran geleneksel Türk dış politikasından belirgin bir kopuştu. Destekçileri bu tutumu Türkiye'nin uluslararası ağırlığını artıran cesur bir adım olarak görürken, eleştirmenler Kuzey Irak'ta sonradan ortaya çıkan güç boşluğunun ve göç dalgasının bedelini Türkiye'nin ödediğini vurguladı.

1991-2002: Sovyetler'in çöküşü, Türk dünyası ve AB adaylığı

1991'de Sovyetler Birliği'nin dağılması, Türk dış politikası için yeni bir sayfa açtı. Türkiye, bağımsızlığını ilan eden Türk cumhuriyetlerini tanıyan ilk ülke oldu. Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan ile kültürel, ekonomik ve eğitim alanlarında yoğun ilişkiler kuruldu. "Adriyatik'ten Çin Seddi'ne Türk dünyası" ifadesi bu dönemde sıkça dile getirildi. 1992'de İstanbul'da Karadeniz Ekonomik İşbirliği kuruldu.

1990'lar aynı zamanda istikrarsız koalisyon hükümetlerinin, ekonomik krizlerin ve PKK terörüyle yoğun mücadelenin yıllarıydı. Bu dönemde dış politikayı şekillendiren başlıca olaylar şunlardı:

  • 1996 Tansu Çiller'in başbakanlığında (DYP) imzalanan Gümrük Birliği yürürlüğe girdi. Türkiye, AB üyesi olmadan AB ile gümrük birliğine giren tek büyük ekonomi oldu.
  • 1996 Ege'deki Kardak kayalıkları krizi, Türkiye ile Yunanistan'ı savaşın eşiğine getirdi. Kriz ABD'nin arabuluculuğuyla yatıştı, ancak Ege'deki "gri bölgeler" tartışmasını başlattı.
  • 1996 Türkiye ile İsrail arasında askeri işbirliği anlaşmaları imzalandı ve iki ülke arasında stratejik bir yakınlaşma dönemi başladı.
  • 1998 Türkiye, PKK lideri Abdullah Öcalan'ı barındıran Suriye'ye sert bir uyarıda bulundu. Kriz, Ekim 1998'de imzalanan Adana Mutabakatı ile sona erdi; Öcalan Suriye'den çıkarıldı ve 1999'da yakalandı.
  • 1999 Türkiye ve Yunanistan'daki büyük depremler, iki halk arasında beklenmedik bir dayanışma yarattı. Dışişleri bakanları İsmail Cem ile Yorgo Papandreu'nun başlattığı "deprem diplomasisi" ilişkilerde yumuşamaya yol açtı.
  • 1999 Bülent Ecevit'in başbakanlığındaki DSP-MHP-ANAP koalisyonu döneminde Türkiye, AB'nin Helsinki Zirvesi'nde aday ülke ilan edildi.

Ege'deki anlaşmazlıkların arka planını Ege'de karasuları anlaşmazlığı yazımızda bulabilirsiniz.

2002-2011: AB reformları, "sıfır sorun" ve yeni coğrafyalar

2002 seçimlerinde tek başına iktidara gelen AK Parti, ilk yıllarında AB üyeliğini dış politikasının merkezine yerleştirdi. Bu dönemde demokratikleşme ve insan hakları alanında çok sayıda reform paketi Meclis'ten geçti.

  • 1 Mar 2003 TBMM, ABD askerlerinin Irak'a Türkiye üzerinden girmesine izin veren tezkereyi reddetti. Bu karar, Türkiye-ABD ilişkilerinde uzun süre hissedilen bir soğukluğa yol açtı.
  • 2004 Kıbrıs'ta BM'nin hazırladığı Annan Planı referanduma sunuldu. Kıbrıslı Türkler planı kabul etti, Rumlar reddetti. Buna rağmen Güney Kıbrıs AB'ye üye olarak kabul edildi.
  • 2005 Türkiye ile AB arasında üyelik müzakereleri resmen başladı. Aynı yıl "Afrika Yılı" ilan edildi ve Afrika açılımı başladı.
  • 2009 Davos'taki panelde Başbakan Erdoğan ile İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres arasındaki "one minute" tartışması yaşandı. Aynı yıl Türkiye ile Ermenistan arasında normalleşme için Zürih Protokolleri imzalandı, ancak meclislerde onaylanmadı.
  • 2010 Gazze'ye yardım götüren Mavi Marmara gemisine İsrail'in düzenlediği baskında 10 Türk vatandaşı hayatını kaybetti. Türkiye-İsrail ilişkileri derin bir krize girdi. Aynı yıl Türkiye ve Brezilya, İran'ın nükleer programıyla ilgili bir takas anlaşmasına arabuluculuk yaptı.

Bu dönemin dış politikası, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun "stratejik derinlik" yaklaşımıyla özdeşleşti. "Komşularla sıfır sorun" politikası çerçevesinde Suriye, Irak ve İran ile vize muafiyetleri, ortak bakanlar kurulu toplantıları ve hızla artan ticaret dikkat çekti. Türkiye, Suriye ile İsrail arasında dolaylı görüşmelere arabuluculuk yaptı. Destekçiler bu dönemi Türkiye'nin bölgesel bir güç ve "yumuşak güç" olarak yükseldiği yıllar olarak değerlendirirken, eleştirmenler AB ve Batı ile bağların ikinci plana itilmeye başlandığını öne sürdü.

2011-2020: Arap Baharı, Suriye savaşı ve Batı ile gerginlikler

2011'de başlayan Arap Baharı, Türk dış politikasını kökten değiştirdi. Türkiye, Tunus, Mısır ve Libya'daki halk hareketlerini destekledi. Suriye'de ise Esad yönetimi ile ilişkilerini koparıp muhalefetin yanında yer aldı. Ancak Suriye'deki iç savaşın uzaması, Türkiye'yi beklemediği sorunlarla karşı karşıya bıraktı: milyonlarca mülteci, sınırda terör örgütlerinin varlığı ve büyük güçlerin çatıştığı bir savaş alanı.

  • 2013 Mısır'da Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin askeri müdahaleyle devrilmesinin ardından Türkiye-Mısır ilişkileri koptu.
  • Kas 2015 Türk sınırını ihlal eden bir Rus savaş uçağının düşürülmesi, Türkiye-Rusya ilişkilerinde ağır bir krize yol açtı.
  • Mar 2016 Türkiye ile AB arasında düzensiz göçle ilgili mutabakat imzalandı. Türkiye, Avrupa'ya geçişleri büyük ölçüde engellemeyi taahhüt etti.
  • 15 Tem 2016 Darbe girişimi Türk dış politikasında bir kırılma noktası oldu. Türkiye, Batılı müttefiklerinin tepkisini geç ve yetersiz bulurken, Rusya ile ilişkiler hızla düzeldi.
  • 2016-2019 Türkiye, Suriye'de Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekâtlarını düzenledi. ABD'nin YPG'ye verdiği destek, Türkiye-ABD ilişkilerindeki en büyük anlaşmazlık konusu oldu.
  • 2017 Referandumla kabul edilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi 2018'de yürürlüğe girdi ve dış politika karar alma süreçleri Cumhurbaşkanlığında yoğunlaştı.
  • 2019 Rusya'dan alınan S-400 hava savunma sisteminin teslimatı başladı. ABD, Türkiye'yi F-35 programından çıkardı ve 2020'de CAATSA yaptırımları uyguladı.
  • Kas 2019 Türkiye ile Libya arasında deniz yetki alanları mutabakatı imzalandı.
  • 2020 Doğu Akdeniz'de Yunanistan ile gerilim tırmandı. Aynı yıl 44 gün süren Karabağ savaşında Türkiye, Azerbaycan'a güçlü destek verdi.

Bu dönemde iktidardaki AK Parti, 2018'den itibaren MHP ile "Cumhur İttifakı" çatısı altında hareket etti. Hükümet, bu dönemdeki politikaları Türkiye'nin güvenliğini sınırlarının ötesinde koruyan, Batı'ya bağımlılığı azaltan ve kendi çıkarlarını önceleyen bir "stratejik özerklik" olarak tanımladı. Ana muhalefet partisi CHP başta olmak üzere muhalefet ise Suriye politikasının mülteci sorununu büyüttüğünü, Batı ile ilişkilerin zarar gördüğünü ve dış politikanın iç siyasete fazla bağlandığını eleştirdi.

Suriye'deki harekâtların bugüne etkisini Türkiye'nin Suriye harekâtları haberimizde, deniz yetki alanları tartışmasını ise Mavi Vatan ve Doğu Akdeniz yazılarımızda anlattık.

2021-2026: Normalleşme, arabuluculuk ve savunma sanayii

2021'den itibaren Türk dış politikasında belirgin bir ton değişikliği yaşandı. Ekonomik zorluklar ve bölgesel dengelerin değişmesiyle birlikte Türkiye, uzun süredir sorunlu olduğu pek çok ülkeyle ilişkilerini normalleştirmeye yöneldi.

  • 2021-2022 Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan ile ilişkiler hızla düzeldi; karşılıklı üst düzey ziyaretler ve yatırım anlaşmaları yapıldı. Türk Konseyi'nin adı Türk Devletleri Teşkilatı olarak değiştirildi.
  • 2022 Rusya'nın Ukrayna'yı işgaliyle birlikte Türkiye, Montrö'yü uygulayarak Boğazları savaşan tarafların savaş gemilerine kapattı. İstanbul'da imzalanan tahıl koridoru anlaşmasıyla dünya gıda krizinin önlenmesine katkı sağladı.
  • 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Yunanistan ve Ermenistan'dan gelen yardımlar ilişkilerde yeni bir yumuşama yarattı. Aralık 2023'te Türkiye ile Yunanistan, Atina Bildirgesi'ni imzaladı.
  • 2024 TBMM, İsveç'in NATO üyeliğini onayladı. Mısır ile on yıllık kopukluk sona erdi; Cumhurbaşkanı Erdoğan Kahire'yi, Sisi de Ankara'yı ziyaret etti. Gazze savaşı nedeniyle Türkiye, İsrail ile ticareti durdurdu.
  • Ara 2024 Suriye'de Esad yönetimi çöktü. Türkiye, yeni Şam yönetiminin en yakın destekçilerinden biri oldu.
  • Eki 2025 İngiltere ile Eurofighter anlaşması imzalandı.
  • 2026 Ermenistan ile doğrudan ticaretin önündeki engel kaldırıldı ve normalleşmede yeni bir aşamaya geçildi. Temmuz'da Ankara, NATO Zirvesi'ne ev sahipliği yaptı. Suriye'de SDG'nin kendini feshederek Suriye ordusuna katılmasıyla, Türkiye'nin on yıllık "Fırat'ın doğusu" sorunu büyük ölçüde kapandı. AB ile Gümrük Birliği'nin güncellenmesi, vize serbestisi ve SEPA'ya katılım üzerine diyalog sürüyor.

Bu dönemin belki de en dikkat çekici özelliği, savunma sanayiinin dış politikanın temel araçlarından biri hâline gelmesi oldu. Türk İHA'ları, Ukrayna'dan Afrika'ya kadar pek çok ülkenin envanterine girdi. Savunma ihracatı 2025'te ilk kez 10 milyar doları aştı. KAAN savaş uçağı daha hizmete girmeden Endonezya'ya satıldı, Baykar İtalya'da Leonardo ile ortak şirket kurdu. Bu gelişmeler, Türkiye'yi silah alan bir ülkeden silah satan ve ortak üretim yapan bir ülkeye dönüştürdü. Ayrıntılar için savunma ihracatı rekorları haberimize göz atabilirsiniz.

Yeni coğrafyalar: Afrika'dan Asya'ya genişleyen diplomasi

Türk dış politikasının son yirmi yıldaki en büyük değişimlerinden biri, ilgi alanının geleneksel olarak odaklanılan Avrupa, Balkanlar ve Orta Doğu'nun çok ötesine genişlemesi oldu.

Afrika: 12'den 44 büyükelçiliğe

2005'te "Afrika Yılı" ile başlayan açılım, bugün Türkiye'nin en kapsamlı dış politika projelerinden birine dönüştü. Dışişleri Bakanlığı verilerine göre:

GöstergeBaşlangıçBugün
Afrika'daki Türk büyükelçilikleri12 (2002)44 (2024)
Ankara'daki Afrika büyükelçilikleri10 (2008)38 (2024)
Afrika ile ticaret hacmi4,3 milyar dolar (2002)yaklaşık 40 milyar dolar (2025 sonu)
Afrika'daki Türk yatırımları67 milyon dolar (2003)10 milyar dolar (2024)
Türk müteahhitlerin Afrika'daki projeleri–2.031 proje, 97 milyar dolar (2025 sonu)
Türkiye'de okuyan Afrikalı öğrenciler–yaklaşık 65 bin (2025 sonu)

Somali, bu açılımın sembolü hâline geldi. Türkiye, 2011'deki kıtlık sırasında Mogadişu'ya en üst düzeyde ziyaret gerçekleştiren ilk ülkelerden biri oldu; bugün ülkede Türkiye'nin yurt dışındaki en büyük askeri eğitim üslerinden biri bulunuyor. TİKA'nın Afrika'daki ofis sayısı 22'ye, Maarif Vakfı'nın okulları 27 ülkeye ulaştı. Türk Hava Yolları'nın Afrika'daki geniş uçuş ağı da bu ilişkilerin önemli bir parçası.

Türk dünyası: Kültürden stratejik ortaklığa

1990'larda kültürel bağlar üzerine kurulan Türk dünyası ilişkileri, bugün Türk Devletleri Teşkilatı çatısı altında ekonomik ve stratejik bir boyut kazandı. Azerbaycan ile ilişkiler, "bir millet iki devlet" anlayışıyla 2021'de imzalanan Şuşa Beyannamesi ile müttefiklik düzeyine yükseldi. Orta Asya'dan geçen ve Çin ile Avrupa'yı Türkiye üzerinden bağlayan Orta Koridor, Rusya-Ukrayna savaşından sonra daha da önem kazandı.

Asya ve Körfez

Türkiye, 2019'da "Asya Anew" (Yeniden Asya) girişimini başlattı. Endonezya ile KAAN ve Kızılelma anlaşmaları, Pakistan ve Malezya ile savunma işbirliği, Japonya ve Güney Kore ile teknoloji ve yatırım ilişkileri bu girişimin parçaları. Körfez'de ise Katar, Türkiye'nin en yakın ortaklarından biri olurken, 2021'den sonra BAE ve Suudi Arabistan ile de güçlü ekonomik bağlar kuruldu.

Arabuluculuk diplomasisi

Türkiye, son yıllarda çatışan taraflar arasında arabuluculuk yapan bir ülke olarak öne çıktı. Rusya ile Ukrayna arasında tahıl koridoru ve esir takası görüşmelerine, Somali ile Etiyopya arasındaki anlaşmazlığa ve farklı bölgesel krizlere ev sahipliği yaptı. Bu rol, Türkiye'nin hem Batı ittifakının üyesi hem de Rusya, Çin ve Küresel Güney ülkeleriyle konuşabilen bir ülke olmasından kaynaklanıyor.

İktidarlar ve dış politika yaklaşımları

Türk dış politikasında bazı temel çizgiler, iktidarlar değişse de büyük ölçüde korundu: NATO üyeliği, Kıbrıs'taki Türklerin güvenliği, Boğazlar üzerindeki egemenlik ve AB ile ilişkiler gibi. Ancak her iktidar bu çerçeve içinde farklı vurgular yaptı.

Dönem / İktidarÖne çıkan yaklaşımSimge olaylar
CHP (tek parti), 1923-1950Bağımsızlık, barışçı statükoculuk, savaş dışında kalmaLozan, Montrö, Hatay, II. Dünya Savaşı'nda tarafsızlık
Demokrat Parti, 1950-1960ABD ve Batı ile yakın ittifakKore Savaşı, NATO, Bağdat Paktı
Koalisyonlar, 1961-1980 (AP, CHP ve diğerleri)Batı ittifakı içinde daha çok yönlü arayışAnkara Anlaşması, Johnson Mektubu, 1974 Kıbrıs
ANAP, 1983-1991Ekonomi ve ticarete dayalı aktif dış politikaAT başvurusu, Körfez Savaşı'na destek
Koalisyonlar, 1991-2002 (DYP, SHP, RP, ANAP, DSP, MHP)Türk dünyası, güvenlik odaklılık, AB yoluGümrük Birliği, Adana Mutabakatı, Helsinki
AK Parti, 2002-2011AB reformları, yumuşak güç, komşularla yakınlaşmaAB müzakereleri, Afrika açılımı, arabuluculuk
AK Parti (2018'den itibaren MHP ile Cumhur İttifakı), 2011-bugünGüvenlik odaklı, sahada etkin, stratejik özerklik vurgusuSuriye harekâtları, S-400, Libya, Karabağ, normalleşmeler, savunma sanayii

Bugünkü dış politikayı başarılı bulanlar

  • Türkiye, tek bir müttefike bağımlı olmadan kendi çıkarlarını savunabilen bir bölgesel güce dönüştü.
  • Savunma sanayii, kritik dönemlerde dış ambargolara karşı ülkeyi güçlendirdi.
  • Afrika, Asya ve Türk dünyasında kurulan ilişkiler yeni pazarlar ve ortaklar kazandırdı.
  • Rusya-Ukrayna savaşında olduğu gibi arabuluculuk rolü, Türkiye'nin uluslararası ağırlığını artırdı.

Eleştirenler

  • AB üyelik süreci fiilen durdu ve Batı ile güven ilişkisi zayıfladı.
  • Suriye politikası, Türkiye'de milyonlarca mülteciyle sonuçlanan ağır bir yük yarattı.
  • Dış politika kararlarının Cumhurbaşkanlığında yoğunlaşması, kurumsal süreçleri zayıflattı.
  • Ani yön değişiklikleri, Türkiye'yi müttefikleri gözünde öngörülemez hâle getirdi.

Bu tartışmanın her iki tarafında da dile getirilen ortak bir nokta var: Türkiye'nin coğrafyası, ona tek bir kutba tamamen bağlanma ya da tamamen yalnız kalma lüksü tanımıyor. Asıl tartışma, Batı ile bağlar ve bölgesel özerklik arasındaki dengenin nasıl kurulacağı üzerine.

Türk dış politikasının 15 dönüm noktası

YılOlayNeden önemli?
1923Lozan AntlaşmasıTürkiye'nin sınırları ve bağımsızlığı tanındı
1936Montrö SözleşmesiBoğazlar üzerindeki egemenlik yeniden kazanıldı
1945Sovyet talepleriTürkiye'yi Batı ittifakına yöneltti
1952NATO üyeliği70 yılı aşan güvenlik mimarisinin temeli
1963Ankara AnlaşmasıTürkiye-AB ilişkilerinin hukuki temeli
1964Johnson MektubuÇok yönlü dış politika arayışının başlangıcı
1974Kıbrıs Barış HarekâtıBugün hâlâ çözülemeyen Kıbrıs sorununun yeni evresi
1991Sovyetler'in çöküşüTürk dünyası ve Kafkasya'ya açılım
1996Gümrük BirliğiAB ile ekonomik bütünleşme
1999Helsinki ZirvesiAB adaylığı
20031 Mart TezkeresiABD ile ilişkilerde yeni dönem
2005AB müzakereleri ve Afrika YılıHem Avrupa hem yeni coğrafyalar
2011Arap Baharı ve Suriye savaşıBölge politikasında köklü değişim
201615 Temmuz darbe girişimiBatı ile güven krizi, Rusya ile yakınlaşma
2019S-400 ve F-35'ten çıkarılmaYerli savunma sanayiine yönelişin hızlanması
🇹🇷 Bugün bize ne anlatıyor?Yüz yıllık hikâye, Türk dış politikasının birkaç değişmez gerçeğe dayandığını gösteriyor. Birincisi, Türkiye'nin güvenliği Boğazlar, Ege, Kıbrıs ve güney sınırı gibi coğrafi başlıklara bağlı ve bu başlıklar her iktidarın gündeminde kalıyor. İkincisi, Türkiye ne zaman tek bir müttefike aşırı bağlandıysa, Johnson Mektubu ve S-400 krizinde olduğu gibi ağır bedellerle karşılaştı. Üçüncüsü, ekonomik güç ile dış politika etkisi birbirine bağlı: Özal döneminin ihracat atılımı ya da bugünün savunma sanayii, Türkiye'nin sesini dünyada daha güçlü duyurmasını sağladı. Bugünkü tartışmalar da büyük ölçüde bu üç gerçeğin etrafında dönüyor.

Sonuç: Değişen dünya, değişmeyen denge arayışı

Lozan'dan bugüne Türk dış politikası, çok farklı iktidarlar ve çok farklı dünya koşulları altında şekillendi. Tek parti döneminin temkinli barışçılığı, Demokrat Parti'nin Batı ile yakın ittifakı, 1960-70'lerin hayal kırıklıkları, Özal'ın ekonomik açılımı, 1990'ların güvenlik odaklılığı, 2000'lerin AB umudu ve son on beş yılın bölgesel güç iddiası... Her dönem, bir öncekinin üzerine yeni bir katman ekledi.

2026'nın dünyasında ABD'nin Avrupa'dan çekilmesi, Rusya ile Batı arasındaki gerilim, Orta Doğu'daki savaşlar ve Asya'nın yükselişi, Türkiye'nin önüne hem riskler hem fırsatlar koyuyor. Yüz yıllık deneyimin en önemli dersi ise belki de şu: Türkiye'nin dış politikadaki başarısı, ne kadar güçlü olduğundan çok, bu gücü ne kadar dengeli ve öngörülebilir kullandığına bağlı. Güncel gelişmeler için Türkiye-İngiltere yakınlaşması ve Rusya-Ukrayna savaşında Türkiye'nin konumu haberlerimize göz atabilirsiniz.

Sık sorulan sorular

Türk dış politikasının temel ilkesi nedir?

Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana en çok anılan ilke Atatürk'ün 'Yurtta sulh, cihanda sulh' sözüdür. Bu ilke, Türkiye'nin topraklarını ve bağımsızlığını korurken başka ülkelerin toprağında gözü olmadığını, uluslararası anlaşmalara ve diplomasiye dayanan bir dış politika izlediğini ifade eder. Uygulamada bu ilke dönemden döneme farklı yorumlanmıştır.

Türkiye NATO'ya ne zaman ve neden girdi?

Türkiye 18 Şubat 1952'de NATO üyesi oldu. Bunun temel nedeni, İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Sovyetler Birliği'nin Boğazlar ve Kars-Ardahan üzerindeki talepleriydi. Türkiye, bu tehdide karşı Batı ittifakının güvenlik şemsiyesi altına girmek istedi; Kore Savaşı'na asker göndermesi de üyelik yolunu açtı.

Türkiye AB'ye ne zaman başvurdu, süreç ne durumda?

Türkiye 1959'da Avrupa Ekonomik Topluluğu'na ortaklık için başvurdu ve 1963'te Ankara Anlaşması imzalandı. 1987'de tam üyelik başvurusu yapıldı, 1996'da Gümrük Birliği yürürlüğe girdi, 1999'da aday ülke ilan edildi ve 2005'te müzakereler başladı. Ancak müzakereler 2016'dan bu yana fiilen donmuş durumda. 2026'da taraflar Gümrük Birliği'nin güncellenmesi, vize serbestisi ve Türkiye'nin SEPA'ya katılımı gibi somut başlıklarda diyaloğu sürdürüyor.

'Komşularla sıfır sorun' politikası nedir?

2000'lerde Dışişleri Bakanı ve daha sonra Başbakan olan Ahmet Davutoğlu ile özdeşleşen bu yaklaşım, Türkiye'nin komşularıyla siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkilerini geliştirerek sorunları en aza indirmeyi hedefliyordu. Suriye, Irak ve İran ile ilişkiler bu dönemde belirgin şekilde gelişti. 2011'den sonra Arap Baharı ve Suriye iç savaşıyla birlikte politika büyük ölçüde geçerliliğini yitirdi.

Türkiye'nin Afrika'da kaç büyükelçiliği var?

Dışişleri Bakanlığı verilerine göre Türkiye'nin Afrika'daki büyükelçilik sayısı 2002'de 12 iken 2024'te 44'e ulaştı. Aynı dönemde Afrika ile ticaret hacmi 4,3 milyar dolardan 2025 sonunda yaklaşık 40 milyar dolara çıktı.

Bu yazı, konuyla ilgili gelişmeler takip edilerek güncellenmektedir. Son güncelleme: 30 Ekim 2026.

Bu haberi paylaşın