Rusya Çekildi, İran Gitti: Suriye'deki Güç Boşluğunu Kim Doldurdu, Kültürel Çatışmalar Neye Yol Açtı?
Esad rejimini yıllarca ayakta tutan Rusya ve İran, Aralık 2024'te bir gecede sahneden çekildi. Ardından gelen iki yılda Suriye'nin güç haritası yeniden çizildi: Türkiye kuzeyde ve Şam'da, İsrail güneyde, ABD ise arabulucu olarak masada. Ancak asıl sınav, mezhepsel ve etnik fay hatlarında yaşandı.

Rusya'nın üsleri eğitim merkezine dönüşüyor, İsrail güneyde, Türkiye kuzeyde. Suriye'nin yeni güç haritası.
2015'te Rusya'nın Suriye iç savaşına askeri olarak müdahil olması, savaşın seyrini değiştiren en önemli gelişmelerden biriydi. Rus hava gücü ve İran'ın desteklediği milis güçleri, Beşşar Esad rejimini yaklaşık on yıl boyunca ayakta tuttu. Ancak 8 Aralık 2024'te muhalefetin hızlı ilerleyişi karşısında rejim çöktü, Esad Moskova'ya kaçtı. Ne Rusya ne de İran rejimi kurtarmak için müdahale etti.
Bu yazıda Rusya ve İran'ın çekilmesiyle oluşan güç boşluğunun nasıl doldurulduğunu ve yeni Suriye'nin en büyük sınavı olan kültürel ve mezhepsel çatışmaların sonuçlarını ele alıyoruz.
Rusya Suriye'den çıktı mı?
Esad'ın düşüşü, Rusya için büyük bir prestij kaybıydı. Ancak Moskova, Suriye'deki varlığını tamamen kaybetmemek için yeni yönetimle hızla temas kurdu. Rusya'nın Suriye'deki en değerli varlıkları, Akdeniz'e açılan iki askeri üssüydü: Hmeymim Hava Üssü ve Tartus Deniz Üssü. Bu üsler, Rusya'nın eski Sovyet coğrafyası dışındaki tek resmî askeri üsleri.
Yaklaşık bir buçuk yıl süren müzakerelerin ardından Suriye, 9 Ağustos 2026'da Rusya ile bir mutabakat imzaladığını açıkladı. Buna göre:
- Hmeymim ve Tartus üsleri, karşılıklı çıkarları koruyan yeni düzenlemeler kapsamında "ortak eğitim ve kapasite geliştirme merkezlerine" dönüştürülecek.
- Üslerdeki sivil tesisler Suriye yönetimine devredilecek.
- Sürecin en fazla üç ay içinde tamamlanması öngörülüyor.
Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, göreve geldiğinden bu yana Moskova'da iki kez Putin ile görüştü. Bu durum, yeni Suriye yönetiminin Rusya ile ilişkilerini tamamen koparmak yerine dengeli bir yol izlediğini gösteriyor. Yani Rusya Suriye'den tamamen çıkmadı; ancak Esad dönemindeki belirleyici gücünü kaybederek çok daha sınırlı bir role geriledi.
İran: En büyük kaybeden
Esad'ın düşüşünün en büyük kaybedeni İran oldu. Suriye, İran'ın Lübnan'daki Hizbullah'a ulaştığı kara koridorunun kalbiydi. Rejimin çökmesiyle bu koridor kapandı, İran'ın Suriye'deki askeri varlığı ve milis ağları büyük ölçüde dağıldı. Yeni Suriye yönetimi de İran'a mesafeli bir çizgi izliyor. 2026'da İran'ın ABD ve İsrail ile savaşa girmesi, Tahran'ın bölgedeki etkisini daha da zayıflattı.
Boşluğu kim doldurdu? Suriye'nin yeni güç haritası
| Aktör | Esad dönemi | Bugün |
|---|---|---|
| Türkiye | Muhalefeti destekleyen, kuzeyde güvenlik bölgeleri kuran ülke | Şam'ın en yakın ortağı; ordunun eğitimi, ekonomi ve yeniden inşada kilit rol |
| Rusya | Rejimin askeri hamisi | Üsleri ortak eğitim merkezine dönüşen, sınırlı bir ortak |
| İran | Rejimin kara gücü ve milis ağlarının sahibi | Suriye'den büyük ölçüde çıktı |
| ABD | SDG'nin destekçisi, kuzeydoğuda askeri varlık | Arabulucu; SDG-Şam ve İsrail-Suriye görüşmelerinde belirleyici; Suriye'yi terör listesinden çıkardı |
| İsrail | Suriye'deki İran hedeflerine düzenli hava saldırıları | Güney Suriye'de tampon bölgenin ötesine geçti, Dürzilerle bağ kurdu |
| Körfez ülkeleri | Sınırlı ilişki | Yeniden inşa ve ekonomik canlanmada önemli finansörler |
Türkiye'nin rolü
Türkiye, güç boşluğunu dolduran en etkili aktör oldu. Ankara, yeni Suriye yönetimini ilk tanıyan ve destekleyen ülkelerden biri olarak Suriye ordusunun eğitimi için Ağustos 2025'te bir mutabakat imzaladı. Ocak 2026'daki SDG harekâtında Şam'a destek verdi ve SDG'nin Suriye ordusuna katılmasıyla sonuçlanan süreçte belirleyici bir rol oynadı. Ayrıntılar için Türkiye'nin Suriye harekâtları yazımıza bakabilirsiniz.
İsrail'in güneydeki varlığı
İsrail, Esad'ın düşüşünün hemen ardından Suriye'nin askeri altyapısına yoğun hava saldırıları düzenledi ve 1974'ten beri geçerli olan arındırılmış bölgeye ve ötesine asker yerleştirdi. Hermon Dağı'nın Suriye tarafını da kontrol altına aldı. İsrail, Süveyda'daki Dürzileri koruma iddiasıyla bölgedeki Dürzi liderlerle bağ kurdu.
ABD'nin arabuluculuğunda Ocak 2026'da Paris'te yapılan görüşmelerde Suriye ve İsrail, istihbarat paylaşımı ve gerginliğin azaltılması için ortak bir iletişim mekanizması kurma konusunda anlaştı. Suriye, İsrail güçlerinin Aralık 2024 öncesindeki mevzilere çekilmesini talep ediyor. Uzmanlar ise mekanizmanın ne kadar etkili olacağı konusunda temkinli.
Kültürel ve mezhepsel çatışmalar: Yeni Suriye'nin en büyük sınavı
Suriye; Sünni Araplar, Aleviler (Nusayriler), Kürtler, Dürziler, Hristiyanlar, Türkmenler ve diğer toplulukların bir arada yaşadığı bir ülke. Esad rejimi bu çeşitliliği baskı ve korku yoluyla yönetmişti. Rejimin çökmesiyle birlikte bastırılmış öfke ve güvensizlik, üç büyük şiddet dalgasında patladı:
1. Sahil bölgesi (Mart 2025)
Esad ailesinin de mensubu olduğu Alevi toplumunun yoğun olarak yaşadığı Lazkiye ve Tartus bölgesinde, eski rejim yanlılarının güvenlik güçlerine saldırısıyla başlayan çatışmalar, kısa sürede sivillere yönelik toplu şiddete dönüştü. Suriye hükümetinin kurduğu soruşturma komitesi, olaylarda 1.426 kişinin hayatını kaybettiğini ve bunların çoğunun sivil olduğunu açıkladı. BM soruşturma komisyonu da her iki tarafın savaş suçu işlemiş olabileceğini belirtti. Bölgedeki pek çok kişi, soruşturmanın adaleti sağlamakta yetersiz kaldığını düşünüyor.
2. Süveyda (Temmuz 2025)
Dürzilerin çoğunlukta olduğu Süveyda'da Dürzi gruplar ile Bedevi aşiretler arasında başlayan çatışmalara hükümet güçleri de dâhil oldu. BM Suriye Soruşturma Komisyonu'na göre bir hafta süren şiddet olaylarında 1.700'den fazla kişi hayatını kaybetti, yaklaşık 200 bin kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Komisyon, Mart 2026'da açıkladığı raporda hükümet güçleri ve aşiret savaşçılarının Dürzi sivillere, Dürzi silahlı grupların ise Bedevi sivillere yönelik ağır ihlaller gerçekleştirdiğini belirtti. İsrail'in Süveyda ve Şam'a düzenlediği hava saldırılarının da şiddeti körüklediği ve istikrarsızlığı artırdığı vurgulandı. Yerinden edilenlerin neredeyse tamamı hâlâ evlerine dönemiyor.
3. Kuzeydoğu (Ocak 2026)
SDG'ye yönelik harekât sırasında Kürt nüfusun yaşadığı bölgelerde ciddi göç ve insani zorluklar yaşandı. Kobani gibi bazı yerleşimlerin kuşatma altında kaldığı ve elektrik ile suyun kesildiği bildirildi. Sonrasında imzalanan anlaşmalarla Kürtçe eğitim ve kültürel haklar güvence altına alındı; ancak bu hakların sahada nasıl uygulanacağı henüz netleşmedi.
Bu çatışmaların sonuçları neler?
- Güven bunalımı: Azınlık toplulukların önemli bir kısmı, yeni yönetimin kendilerini koruyabileceği konusunda derin şüpheler taşıyor.
- Dış müdahale riski: Toplulukların kendilerini güvende hissetmemesi, İsrail gibi dış aktörlerin "koruma" söylemiyle bölgeye müdahil olmasının zeminini hazırladı.
- Hesap verebilirlik sorunu: BM, Suriye yönetimini ihlalleri bağımsız şekilde soruşturmaya ve sorumluları yargılamaya çağırıyor. Bu, yeni yönetimin uluslararası meşruiyeti açısından kritik bir sınav.
- Geri dönüşlere etkisi: Mezhepsel şiddet, hem ülke içinde yerinden edilenlerin hem de yurt dışındaki mültecilerin geri dönüş kararını olumsuz etkiliyor.
Sonuç
Esad sonrası Suriye'de güç boşluğu büyük ölçüde doldu: Türkiye kuzeyde ve Şam'da, ABD masada, İsrail güneyde etkin; Rusya ise sınırlı bir ortak olarak kaldı. Ancak Suriye'nin asıl sınavı dış güçlerle değil, kendi toplumuyla. Alevilerden Dürzilere, Kürtlerden Hristiyanlara tüm toplulukların kendini güvende hissettiği bir düzen kurulamadıkça, bu boşluk sadece el değiştirmiş olacak. Küresel Gündem olarak Suriye'deki gelişmeleri takip etmeye devam edeceğiz.