Karadeniz'de Türk Gemilerine Saldırılar: Ticarete Etkisi, Türkiye'nin Diplomatik ve Sahadaki Cevabı, Sorumlu Kim?
Karadeniz'de Türk sahipli gemilere yönelik saldırılar Ekim 2026'da yeni bir boyut kazandı. Bir hafta içinde Türk sahipli iki gemi battı, can kayıpları yaşandı. İMEAK Deniz Ticaret Odası'na göre savaşın başından bu yana 226 gemi saldırıya uğradı. Türkiye ise hem Rusya'yı hem Ukrayna'yı uyarırken bölge ülkeleriyle yeni bir güvenlik mekanizması kurdu.

Bir haftada iki Türk sahipli gemi battı. Sigorta primleri yükseldi, Ankara Sofya'da Bulgaristan ve Romanya ile yeni mekanizma kurdu.
Rusya-Ukrayna savaşının başlangıcından bu yana Karadeniz, dünyanın en riskli deniz ticaret bölgelerinden biri hâline geldi. 2026'da ise savaşın deniz boyutu, doğrudan Türk ticari çıkarlarını hedef alan bir noktaya ulaştı. Türk sahipli ve Türk mürettebatlı gemilere yönelik saldırılar, hem can kayıplarına hem de ciddi ekonomik zararlara yol açıyor.
Son saldırılar
- 2 Ağu 2026 Novorossiysk'ten Samsun'a giden Ro-Ro gemisi Nadezhda, Rusya kıyılarının yaklaşık 20 deniz mili açığında bir insansız araçla vuruldu. 13'ü Türk 22 mürettebattan 11'i hastaneye kaldırıldı. Türkiye Dışişleri Bakanlığı, "can güvenliğinin önceliği olduğunu" belirterek savaşan tarafları uyardı.
- 5 Eki 2026 Türk sahipli Royad Mammadov gemisi Romanya açıklarında battı; Azerbaycanlı kaptan hayatını kaybetti. Ukrayna saldırıdan Rusya'yı sorumlu tuttu.
- 6-7 Eki 2026 Türk sahipli, Togo bayraklı Alfa Watan gemisi Bulgaristan'ın Byala kıyısının yaklaşık 70 deniz mili açığında battı. Bazı Türk medya kuruluşları, gemideki 10 mürettebatın hayatını kaybettiğini bildirdi. Aynı gün buğday taşıyan Palau bayraklı Able gemisi de alev aldı; 11'i Türk, 7'si Hint 18 denizci kurtarıldı.
- Eki 2026 Hayfa'dan Köstence'ye giden Liberya bayraklı CONTSHIP JET, Bulgaristan'ın Şabla açıklarında vuruldu.
İMEAK Deniz Ticaret Odası'na göre savaşın başından bu yana Karadeniz'de 226 gemi saldırıya uğradı. Deniz güvenliği şirketi Ambrey ise son 12 ayda 45'ten fazla ticari geminin hedef alındığını kaydetti. Aralık 2025'te Beşiktaş Denizcilik, tankeri Mersin'in Senegal açıklarında saldırıya uğramasının ardından Rusya ile ilgili operasyonlarını durdurduğunu açıklamıştı.
Sorumlu kim: Rusya mı, Ukrayna mı?
Saldırıların sorumluluğu çoğu zaman net değil. İki taraf da birbirini suçluyor ve bağımsız soruşturmalar sınırlı kalıyor:
Rusya'ya yöneltilen iddialar
- Ukrayna, Romanya ve Bulgaristan açıklarındaki saldırılardan Rusya'yı sorumlu tutuyor.
- Bu saldırıların Ukrayna limanlarına giden veya oradan çıkan ticareti engellemeyi amaçladığı öne sürülüyor.
- Batan gemilerin bazılarının Ukrayna limanlarıyla bağlantılı olduğu belirtiliyor.
Ukrayna'ya yöneltilen iddialar
- Rusya kıyılarına yakın saldırıların, Ukrayna'nın deniz dronlarıyla gerçekleştirildiği değerlendiriliyor.
- Ukrayna, Rusya'nın petrol ihracatında kullandığı "gölge filo" gemilerini hedef aldığını daha önce açıkça kabul etmişti.
- Rus limanlarıyla ticaret yapan gemiler bu nedenle risk altında.
Kısacası, Türk gemileri savaşan iki tarafın birbirinin ticaretini engellemeye yönelik saldırılarının arasında kalıyor. Hangi geminin hangi tarafça vurulduğu, çoğu zaman geminin rotasına ve konumuna göre tahmin edilebiliyor.
Ticarete etkisi
- Sigorta maliyetleri: Karadeniz'e giren gemiler için savaş riski sigorta primleri belirgin şekilde yükseldi. Bu, taşıma maliyetlerini ve dolayısıyla ürün fiyatlarını artırıyor.
- Tahıl ticareti: Ukrayna ve Rusya'nın dünya tahıl ticaretindeki büyük payı düşünüldüğünde, saldırılar küresel gıda fiyatlarını da etkileyebilir. Türkiye, bu iki ülkeden önemli miktarda buğday ithal ediyor.
- Türk armatörleri: Bazı Türk denizcilik şirketleri, Rusya ve Ukrayna limanlarına seferlerini azaltıyor ya da tamamen durduruyor.
- Denizciler: Mürettebat bulmak zorlaşıyor ve risk primi ödemeleri artıyor.
Türkiye'nin diplomatik ve sahadaki cevabı
Türkiye, savaşın başından bu yana iki tarafla da diyaloğunu sürdüren bir ülke olarak, saldırılara dengeli bir tutumla yanıt veriyor:
- Uyarılar: Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, hem Rusya'yı hem de Ukrayna'yı uyardı, Türkiye'nin uluslararası hukuktan doğan haklarını saklı tuttuğunu ve ek önlemler alınacağını açıkladı.
- Üçlü mekanizma: 28 Ekim'de Sofya'da Türkiye, Bulgaristan ve Romanya arasında Karadeniz güvenliğine yönelik bir üçlü mekanizma kurulması kararlaştırıldı.
- Mayın temizliği: Türkiye, Romanya ve Bulgaristan'ın Ocak 2024'te kurduğu Karadeniz mayın karşı tedbirleri görev grubu, sürüklenen mayınlara karşı faaliyetlerini sürdürüyor.
- Montrö Sözleşmesi: Türkiye, savaşın başından bu yana Montrö Sözleşmesi'ni uygulayarak savaşan tarafların savaş gemilerinin Boğazlar'dan geçişini kısıtlıyor. Bu, Karadeniz'deki çatışmanın daha da büyümesini önleyen önemli bir unsur olarak görülüyor.
Eleştirmenler, Türkiye'nin daha sert bir tepki göstermesi gerektiğini savunuyor. Hükümet ise Türkiye'nin her iki tarafla da diyaloğunu koruyarak arabulucu rolünü sürdürmesinin, uzun vadede ticari çıkarlarını korumanın en etkili yolu olduğunu düşünüyor.
Sonuç
Karadeniz'deki saldırılar, Rusya-Ukrayna savaşının bedelini savaşın tarafı olmayan ülkelerin de ödediğini açıkça gösteriyor. Türkiye, bir yandan denizcilerinin ve ticari çıkarlarının güvenliğini sağlamaya, diğer yandan savaşın tarafı hâline gelmemeye çalışıyor. Sofya'da kurulan üçlü mekanizma, bu dengenin bölgesel bir işbirliği ile desteklenmesi açısından önemli bir adım. Ancak kalıcı çözümün ancak savaşın sona ermesiyle mümkün olacağı açık.