Azerbaycan'da Başörtüsü Krizi: Bakü Neden Türkiye'ye Tepki Gösterdi, Asıl Sorun Ne?
Azerbaycan'da okullara yönelik yeni kıyafet düzenlemesi, başörtülü öğrencilerin okula alınmaması tartışmasına dönüştü. Türkiye'den gelen eleştirilere Bakü sert cevap verdi. 'Bir millet, iki devlet' olarak anılan iki ülke arasında son yılların en hassas tartışmalarından biri yaşanıyor.

Okullardaki kıyafet kuralları iki ülke arasında gerilime dönüştü. Asıl sorun ne, İsrail iddiaları neler?
Türkiye ile Azerbaycan arasında, iki ülkenin kardeşlik ilişkisini sınayan yeni bir tartışma yaşanıyor. Azerbaycan'da devlet okullarına yönelik yeni kıyafet kurallarının ardından başörtülü öğrencilerin ve öğretmenlerin okullara alınmadığına dair görüntüler sosyal medyada yayıldı. Türkiye'den bazı siyasetçilerin bu uygulamayı eleştirmesi üzerine Azerbaycan'ın iktidar partisi, devlet televizyonu ve meclisi art arda sert açıklamalar yaptı.
Peki Azerbaycan'da tam olarak ne oldu? Bakü neden bu kadar sert tepki gösterdi? İsrail'in ya da İran'ın bu işte bir rolü var mı? Ve bu tartışma iki ülke arasındaki askeri ittifakı etkiler mi? Bu haberde tüm başlıkları sırasıyla ele alıyoruz.
Azerbaycan'da ne oldu?
Azerbaycan Bakanlar Kurulu, 21 Eylül 2026'da devlet okullarındaki kıyafet kurallarını düzenleyen bir karar yayımladı. Kararın metninde "başörtüsü" kelimesi açıkça geçmiyor. Ancak yeni eğitim döneminde birçok okulda başörtülü kız öğrencilerin okul kapısından geri çevrildiği, bazı öğretmenlerin de başörtüsüyle derse giremeyeceğinin bildirildiği haberleri gelmeye başladı. Bu nedenle uygulama kamuoyunda "fiili başörtüsü yasağı" olarak anılıyor.
Uygulamaya tepki olarak bazı okullarda öğrenciler derslere girmedi, çeşitli yerlerde protestolar düzenlendi. Azerbaycan İçişleri Bakanlığı'nın açıklamasına göre protestolarla bağlantılı olarak 37 kişi gözaltına alındı. Yetkililer, gözaltıların kamu düzenini bozan olaylarla ilgili olduğunu belirtti.
Azerbaycan'da okullarda başörtüsü tartışması aslında yeni değil. Ülke, anayasasında laiklik ilkesine yer veren ve din ile devlet işlerini kesin çizgilerle ayıran bir yapıya sahip. Geçmiş yıllarda da okullarda başörtüsüyle ilgili benzer kısıtlamalar ve tartışmalar yaşanmıştı. Ancak bu kez mesele, Türkiye'den gelen tepkilerle birlikte bir dış politika krizine dönüştü.
Azerbaycan ne diyor?
Azerbaycan yönetimi, ortada bir başörtüsü yasağı olmadığını, yalnızca okullar için ortak bir kıyafet düzeni getirildiğini savunuyor. Yetkililerin öne çıkardığı gerekçeler şunlar:
- Laik eğitim: Devlet okullarında dinî sembollerden arındırılmış, ortak bir eğitim ortamı sağlanması.
- Okulların yetkisi: Okulların öğrenci ve öğretmenler için kıyafet kuralı belirleme hakkına sahip olması.
- Milli kimlik vurgusu: Azerbaycan devlet televizyonu AzTV'nin yöneticisi, kurallara yönelik itirazları "Arap-Fars değerleri" olarak niteledi ve devletin bu değerlerin milli kimliğe sokulmasına izin vermeyeceğini söyledi.
- Dış manipülasyon iddiası: Azerbaycan Medya ve Yayın Konseyi, sosyal medyada aynı içeriklerin koordineli şekilde tekrar tekrar paylaşıldığını, bunun yabancı kaynaklı bir trol veya manipülasyon kampanyası olabileceğini öne sürdü.
Türkiye'den hangi tepkiler geldi?
Tartışmayı büyüten, Türkiye'de iktidar partisine yakın isimlerden gelen açık eleştiriler oldu:
- Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral, başörtülü öğrencilerin eğitimden mahrum bırakılmasının kabul edilemeyeceğini, eğitim hakkının ideolojik dayatmalara kurban edilemeyeceğini belirterek Azerbaycan'ı bu uygulamadan geri dönmeye çağırdı.
- AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, Azerbaycan'ın uygulamadan kısa sürede vazgeçmesini umduğunu söyledi.
- AK Parti Milletvekili Muhammet Müfit Aydın, okul kapısından geri çevrilen bir öğrencinin görüntülerini paylaşarak uygulamaya son verilmesi çağrısında bulundu.
Muhalefetten de bazı isimler ve çeşitli sivil toplum kuruluşları uygulamayı eleştirdi; Ankara'da protesto gösterileri düzenlendi. Türkiye'deki bazı dinî çevreler ve uluslararası İslam âlimleri birlikleri de Cumhurbaşkanı Erdoğan'a konuyu Aliyev ile görüşmesi çağrısı yaptı.
Bakü neden Türkiye'ye bu kadar sert tepki gösterdi?
Azerbaycan'ın tepkisi beklenenden çok daha sert oldu. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in liderliğindeki Yeni Azerbaycan Partisi, 13 Ekim'de yaptığı açıklamada, AK Parti ile olan bağları nedeniyle şimdiye kadar temkinli davrandığını, ancak eleştirilerin sistematik hâle geldiğini belirtti. Parti, Oktay Saral ve AK Parti milletvekillerini isim vererek eleştirdi, AK Parti iktidarını "bu zararlı siyasetten kaçınmaya" çağırdı ve "Bir millet, iki devlet" ilkesinin başka bir devletin iç işlerine karışmayı haklı çıkarmayacağını vurguladı.
Ardından devlet televizyonu AzTV'de Türk siyasetçileri hedef alan bir program yayımlandı. Azerbaycan Meclisi'ndeki Azerbaycan-Türkiye Parlamentolar Arası İlişkiler Çalışma Grubu da açıklama yaparak suçlamaları asılsız buldu ve Cumhurbaşkanı Aliyev'e yönelik hakaretlerin önlenmemesini eleştirdi. Aliyev ise kendi açıklamasında herkesin yerini bilmesi ve Azerbaycan'ın işlerine karışmaması gerektiğini söyledi.
Gerilim sosyal medyaya da yansıdı. Azerbaycan Başsavcılığı, Aliyev'in yapay zekâyla üretilmiş bir görselini paylaşan Şanlıurfa'da yerel bir gazetede yazan Türk köşe yazarı Celal Çiftçi hakkında darbe çağrısı ve dinî aşırılığı teşvik suçlamalarıyla soruşturma başlattı ve kırmızı bülten çıkarılmasını istedi. Çiftçi daha sonra Azerbaycan devletinden ve halkından özür diledi.
Asıl sorun ne?
Bakü'nün bu kadar sert tepki vermesinin arkasında birkaç neden olduğu değerlendiriliyor:
- Egemenlik hassasiyeti: Azerbaycan, Türkiye ile yakın ittifakına rağmen iç işlerinde bağımsız karar veren bir devlet olarak görülmek istiyor. Türkiye'deki iktidar çevrelerinden gelen açık çağrılar, Bakü'de "büyük kardeşin talimatı" gibi algılandı.
- Laik devlet modeli: Azerbaycan yönetimi, dinî hareketleri iç güvenlik ve rejim istikrarı açısından hassas bir konu olarak görüyor. Başörtüsü tartışmasını bu çerçevede değerlendiriyor.
- İran faktörü: Azerbaycan nüfusunun büyük bölümü Şii Müslüman. Bakü, komşu İran'ın dinî ağlar üzerinden ülke içinde etki kurmasından uzun süredir endişe duyuyor. Devlet televizyonundaki "Arap-Fars değerleri" vurgusu da bu kaygıyı yansıtıyor.
- İç protestoların büyümesi: Yönetim, ülke içindeki tepkilerin dışarıdan gelen eleştirilerle güç kazanmasından çekiniyor. Türkiye'den gelen sesler, iç protestolara meşruiyet kazandırabilecek bir unsur olarak görüldü.
İsrail'in bir etkisi var mı?
Türkiye'de bazı yorumcular ve köşe yazarları, bu kararın arkasında İsrail'in etkisi olabileceğini ileri sürüyor. Bu iddiaların dayandığı bazı gerçekler var: Azerbaycan ile İsrail arasında savunma, istihbarat ve enerji alanlarında güçlü bir işbirliği bulunuyor. İsrail, uzun yıllardır Azerbaycan'ın önemli silah tedarikçilerinden biri; Azerbaycan petrolü de İsrail'in enerji ihtiyacında önemli bir yer tutuyor. Azerbaycan'daki bir muhalefet partisinin lideri de Yahudi dinî kıyafetlerine izin verilirken başörtüsünün neden kısıtlandığını sorguladı.
Ancak şu ana kadar İsrail'in bu karara doğrudan müdahil olduğunu gösteren somut bir kanıt ortaya konmuş değil. Bu yöndeki görüşler büyük ölçüde yorum ve tahmin niteliğinde. Azerbaycan yönetimi ise kararı tamamen kendi laik devlet anlayışı ve iç güvenlik değerlendirmesiyle açıklıyor. Uzmanların önemli bir kısmı da kararın arka planında İran'ın dinî etkisine yönelik kaygıların ve rejim güvenliğinin daha belirleyici olduğu görüşünde.
Öte yandan bölgede Türkiye-Azerbaycan ittifakının zayıflamasından fayda sağlayabilecek pek çok aktör olduğu da bir gerçek. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de bazı ülkelerin Türkiye ile Azerbaycan'ın arasına girmeye çalıştığını söyledi.
Saygı ve iç işlerine karışmama ilkeleri
Bu tartışma, iki önemli ilkeyi karşı karşıya getiriyor:
İç işlerine karışmama
- Uluslararası ilişkilerin temel ilkelerinden biri, devletlerin birbirinin iç işlerine karışmamasıdır.
- Türkiye de kendi iç meselelerine yönelik dış eleştirilere aynı ilkeyle itiraz eder.
- Azerbaycan, eğitim politikasının tamamen kendi egemenlik alanında olduğunu savunuyor.
Temel haklar ve kardeşlik
- Eğitim hakkı ve din özgürlüğü evrensel insan hakları arasında yer alır.
- Azerbaycan Anayasası da laikliğin yanında inanç özgürlüğünü güvence altına alır.
- "Bir millet, iki devlet" anlayışı, iki halkın birbirinin sorunlarına duyarsız kalmaması gerektiği şeklinde de yorumlanıyor.
Türkiye'nin resmî tutumu ise dengeli bir çizgide kaldı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Bakü'de düzenlenen Asya'da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı (CICA) zirvesi sırasında Aliyev ile görüştü. Fidan, iki ülke ilişkilerinin geçmişte de pek çok sınavdan başarıyla geçtiğini, bazı konularda farklı yaklaşımlar olabileceğini ve bu meselenin ilişkilere zarar verecek şekilde istismar edilmemesi gerektiğini söyledi. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kürşad Zorlu da iki devletin farklı yöntemler izleyebileceğini, sorunların kendi aralarında konuşulabileceğini belirtti. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ise Türkiye'de Azerbaycan'a karşı yapılan protestolarla partisinin ya da hükümetin bir bağlantısı olmadığını açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın CICA zirvesine katılmaması ise dikkat çekti.
Türkiye'nin Azerbaycan'a askeri desteği
Başörtüsü tartışmasının bu kadar ses getirmesinin bir nedeni de iki ülke arasındaki derin askeri ve stratejik bağlar. Türkiye, bağımsızlığından bu yana Azerbaycan'ın en yakın müttefiki:
- 1991 Türkiye, Azerbaycan'ın bağımsızlığını tanıyan ilk ülke oldu.
- 1990'lar Türkiye, Azerbaycan ordusunun kuruluşunda subay eğitimi ve askeri danışmanlık desteği verdi.
- 2010 İki ülke arasında Stratejik Ortaklık ve Karşılıklı Yardım Anlaşması imzalandı.
- 2020 44 günlük İkinci Karabağ Savaşı'nda Türkiye, Azerbaycan'ı siyasi ve askeri olarak açıkça destekledi. Türk yapımı Bayraktar TB2 insansız hava araçları savaşın seyrinde belirleyici bir rol oynadı.
- 2021 İki ülke, karşılıklı askeri yardım taahhüdünü içeren Şuşa Beyannamesi'ni imzaladı.
- 2023 Azerbaycan, Karabağ'daki egemenliğini tamamen sağladı. Türkiye bu süreçte de Bakü'nün yanında yer aldı.
Bugün iki ülke düzenli olarak ortak askeri tatbikatlar yapıyor, Türk savunma sanayii ürünleri Azerbaycan ordusunda yaygın şekilde kullanılıyor ve Türkiye, Azerbaycan ordusunun eğitim ve modernizasyonunda önemli bir rol oynuyor. Enerji alanında da Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı ve TANAP doğal gaz boru hattı iki ülkeyi birbirine bağlıyor.
Bu nedenle Türkiye'de pek çok kişi, Karabağ zaferinde bu kadar destek verilen bir ülkede başörtülü öğrencilerin okuldan çevrilmesine tepki gösteriyor. Bakü ise ittifakın, iç politikalarına müdahale hakkı doğurmadığını savunuyor.
Bundan sonra ne olacak?
İki ülke de ilişkilerin bu tartışma nedeniyle zarar görmesini istemediğini açıkça ifade ediyor. Ancak Azerbaycan'daki uygulamanın sürmesi ve iki ülke kamuoyundaki tepkilerin devam etmesi, konunun kısa sürede gündemden düşmeyeceğini gösteriyor. Önümüzdeki dönemde liderler düzeyinde yapılacak görüşmeler ve Azerbaycan'ın uygulamada herhangi bir esneklik gösterip göstermeyeceği, krizin seyrini belirleyecek.
Küresel Gündem olarak gelişmeleri takip etmeye ve bu haberi güncellemeye devam edeceğiz.