AB'nin Yeni Göç ve İltica Paktı Yürürlükte: Sınırda Hızlı Prosedür, Zorunlu Dayanışma ve 'Güvenli Üçüncü Ülke'; Türkiye Yeni Bir Baskıyla mı Karşılaşacak?
Avrupa Birliği'nin yıllarca tartışılan Göç ve İltica Paktı, 12 Haziran 2026'da tam olarak uygulanmaya başladı. Pakt; dış sınırlarda daha sıkı kontrol, sığınma başvurularında hızlandırılmış prosedürler ve üye ülkeler arasında zorunlu dayanışma mekanizması getiriyor. Göç yollarının kilit ülkesi Türkiye için bu değişikliklerin sonuçları yakından izleniyor.

12 Haziran'dan beri uygulanıyor. Sığınma başvuruları sınırda, geri göndermeler hızlanıyor. Türkiye'nin rolü ne olacak?
2015 göç krizinden bu yana Avrupa Birliği'nin en çok tartıştığı konulardan biri olan göç ve iltica sistemi, köklü bir değişikliğe uğradı. Komisyon'un 2020'de önerdiği ve Mayıs 2024'te kabul edilen Göç ve İltica Paktı, iki yıllık geçiş sürecinin ardından 12 Haziran 2026'da tam olarak uygulanmaya başladı.
Paktın temel unsurları
| Unsur | Ne getiriyor? |
|---|---|
| Sınır taraması | AB'ye düzensiz yollarla gelenlerin kimlik, sağlık ve güvenlik kontrolleri dış sınırda yapılıyor. |
| Sınır prosedürü | Kabul oranı düşük ülkelerden gelenlerin başvuruları sınırda hızlandırılmış şekilde değerlendiriliyor. |
| Zorunlu dayanışma | Üye ülkeler ya sığınmacı kabul ediyor ya da mali katkı veya operasyonel destek sağlıyor. |
| Geri gönderme | Başvurusu reddedilenlerin geri gönderilmesine yönelik süreçlerin hızlandırılması. |
| Kriz mekanizması | Ani ve kitlesel göç durumlarında istisnai kuralların uygulanabilmesi. |
Tartışmalar
Destekleyenler
- AB'nin göç yönetiminde nihayet ortak bir sisteme kavuştuğunu savunuyor.
- Sınırda hızlı prosedürlerin düzensiz göçü caydıracağını düşünüyor.
- Yükün yalnızca Yunanistan, İtalya ve İspanya gibi ilk giriş ülkelerine kalmayacağını vurguluyor.
Eleştirenler
- İnsan hakları örgütleri, sınırdaki hızlı prosedürlerin hak ihlallerine ve fiilî gözaltı merkezlerine yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
- Macaristan, zorunlu dayanışma mekanizmasının ulusal kontrolü azalttığını ve ek maliyet getirdiğini savunarak itiraz etti.
- Göçmen hakları savunucuları, AB'nin sorumluluğu sınır dışındaki ülkelere aktardığını öne sürüyor.
Sorumluluğun dışarıya aktarılması
Akademik çevrelerde "dışsallaştırma" olarak adlandırılan eğilim, AB'nin göç yönetimini komşu ülkelerle yapılan anlaşmalar üzerinden yürütmesini ifade ediyor. 2016 Türkiye-AB Mutabakatı bunun en bilinen örneği. Son yıllarda AB benzer anlaşmaları Tunus, Mısır, Moritanya ve Lübnan gibi ülkelerle de imzaladı. Yeni pakt, "güvenli üçüncü ülke" kavramının daha geniş uygulanmasının da önünü açıyor.
Türkiye'nin konumu
- Dünyanın en büyük mülteci nüfuslarından birine ev sahipliği: Türkiye, milyonlarca Suriyeli başta olmak üzere çok sayıda sığınmacıyı barındırıyor.
- Geçiş ülkesi: Asya, Orta Doğu ve Afrika'dan Avrupa'ya uzanan göç yolları Türkiye'den geçiyor.
- Esad sonrası Suriye: Suriye'de Esad rejiminin çökmesinin ardından gönüllü geri dönüşler başladı; bu süreç Türkiye'nin göç yükünü etkileyebilir.
- Pazarlık gücü: AB'nin göç yönetiminde Türkiye'ye ihtiyacı, Ankara'nın vize serbestisi ve Gümrük Birliği gibi taleplerinde bir pazarlık unsuru olarak görülüyor.
Sonuç
Göç ve İltica Paktı, AB'nin göç politikasında uzun süredir beklenen ortak bir çerçeve oluşturuyor; ancak uygulamanın ilk aylarındaki deneyimler, insan hakları ve üye ülkeler arasındaki dayanışma konusundaki tartışmaların sürdüğünü gösteriyor. Türkiye için asıl soru, paktın yükü komşu ülkelere ne ölçüde aktaracağı ve bunun karşılığında AB'nin hangi işbirliği adımlarını atacağı.