Ege'nin İki Yakası: Devletler Gerilirken Halklar Neden Birbirine Yaklaşıyor?
Doğu Akdeniz'de NAVTEX'ler karşılıklı yayımlanırken, aynı günlerde binlerce Türk feribotla Rodos'a, Midilli'ye, Sakız'a tatile gidiyor. Türkiye ile Yunanistan arasında devletlerin dili ile halkların dili hiç bu kadar farklı olmamıştı.

NAVTEX krizleri, kapıda vizeyle adalara akın eden Türkler ve tarihten kalan izler.
Ekim 2026'nın son haftalarında Türkiye ile Yunanistan arasındaki haber başlıkları yine sertleşti: Karşılıklı yayımlanan NAVTEX'ler, Doğu Akdeniz'de tatbikatlar, Libya anlaşmasına tepkiler ve dışişleri bakanlıklarından gelen sert açıklamalar. Ancak aynı günlerde Ayvalık'tan Midilli'ye, Bodrum'dan İstanköy'e, Marmaris'ten Rodos'a giden feribotlarda tatile çıkan binlerce Türk vardı.
Bu tablo, Türk-Yunan ilişkilerinin belki de en ilginç özelliğini gözler önüne seriyor: Devletlerin dili ile halkların dili çoğu zaman aynı değil. Bu haberde iki ülke arasındaki güncel gerilimi, adalara yönelen turizmi, Onikiadalar meselesini ve yüzyılı aşan savaşlardan bugüne kalan izleri birlikte ele alıyoruz.
Ekim 2026: Sakin sulara yeniden dalga mı geliyor?
Türkiye ile Yunanistan, 2023'ten bu yana "sakin sular" olarak adlandırılan bir yumuşama dönemi yaşıyordu. Şubat 2026'da Yunanistan Başbakanı Miçotakis'in Ankara ziyaretinde altı anlaşma imzalanmış, iki ülke ticaret hacmini 10 milyar dolara çıkarma hedefini açıklamıştı. Ancak son haftalarda bu tabloyu gölgeleyen gelişmeler art arda geldi:
- Eylül Ege'de karşılıklı NOTAM ve NAVTEX ilanları yeniden gündeme geldi.
- 19-22 Ekim Yunanistan, Fransa, İtalya ve Kıbrıs Rum yönetimiyle birlikte Doğu Akdeniz'de "Eunomia" tatbikatını düzenledi. Türkiye, bölgenin kendi yetki alanında olduğunu belirterek karşı NAVTEX yayımladı.
- Ekim Kıbrıs Rum yönetimi üzerinden İsrail'e uzanması planlanan denizaltı elektrik kablosu projesi için yapılmak istenen araştırmalara Türkiye itiraz etti; projenin Türkiye'nin kıta sahanlığından geçtiğini vurguladı.
- 20 Ekim Libya Temsilciler Meclisi'nin Türkiye ile deniz yetki mutabakatını onaylaması, Atina'da sert tepkiyle karşılandı. Ayrıntılar için Libya haberimize bakabilirsiniz.
- 27 Ekim Dışişleri Bakanlığı, Hakan Fidan'ın sözlerinin Yunanistan'da bağlamından koparıldığını belirterek, Türkiye'nin Ege ve Doğu Akdeniz'deki meşru hak ve menfaatlerini taviz vermeksizin korumaya devam edeceğini açıkladı.
Devletler birbirine ne söylüyor?
Türkiye ile Yunanistan arasındaki resmî iletişim, son yıllarda dikkat çekici bir ikili yapıya sahip. Bir yanda liderler arasında düzenli görüşmeler, Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi toplantıları, ticaret, göç ve deprem gibi alanlarda somut işbirliği var. Diğer yanda ise Ege ve Doğu Akdeniz'deki temel anlaşmazlıklarda iki tarafın da geri adım atmadığı sert bir söylem.
Ankara'nın mesajları
- Ege ve Doğu Akdeniz'deki sorunlar bir bütün olarak, ikili diyalogla çözülmeli.
- Türkiye'nin kıyılarına hapsedilmesine izin verilmeyecek.
- Adaların silahlandırılması antlaşmalara aykırı.
- Diyalog sürerken haklardan taviz verilmeyecek.
Atina'nın mesajları
- Tek uyuşmazlık kıta sahanlığı ve deniz alanlarının sınırlandırılması; çözüm yeri uluslararası yargı.
- Casus belli kararı kaldırılmalı.
- Türkiye-Libya mutabakatı geçersiz.
- Egemenlik hakları için gerekli her adım atılacak.
İki ülkenin de AB, NATO ve ABD gibi platformlarda birbirini anlatma yarışı ise hiç durmuyor. Yunanistan, AB üyeliğini ve Brüksel'deki ağırlığını Türkiye'ye karşı bir kaldıraç olarak kullanırken; Türkiye, NATO içindeki askeri ağırlığını ve bölgesel ilişkilerini öne çıkarıyor.
Kapıda vize: Rodos'tan Midilli'ye Türk akını
Devletler arasındaki bu gerginliğe rağmen son iki yılda iki ülke arasında başka bir köprü kuruldu: turizm. Yunanistan, Nisan 2024'te Türk vatandaşlarına bazı Ege adaları için kapıda vize uygulaması başlattı. Bu uygulama sayesinde Türk vatandaşları Schengen vizesi almadan, adaya vardıklarında alınan kısa süreli bir vizeyle tatil yapabiliyor.
Uygulama başta 10 adayla başladı, daha sonra 12 adaya genişletildi:
Rakamlar, uygulamanın ne kadar büyük bir etki yarattığını açıkça gösteriyor:
| Yıl | Yunan adalarına giden Türk ziyaretçi |
|---|---|
| 2022 | ~211 bin |
| 2023 | ~414 bin |
| 2024 (kapıda vize başladı) | ~655 bin |
| 2025 | ~642 bin |
| 2026 (Ocak-Temmuz) | ~403 bin (bir önceki yılın aynı dönemine göre %22,8 artış) |
Yani adalara giden Türk ziyaretçi sayısı iki yıl içinde yaklaşık üç katına çıktı. Nisan 2024'ten Temmuz 2026'ya kadar kapıda vizeyle adaları ziyaret eden Türk sayısı 1,6 milyonu aştı. Şubat 2026'daki Ankara zirvesinde iki liderin bu uygulamanın sürdürülmesini görüşmesi de turizmin artık iki ülke ilişkilerinin önemli bir parçası hâline geldiğini gösteriyor.
Adalarda neler değişti?
Kapıda vize uygulaması özellikle Türkiye kıyılarına yakın adalarda ekonomik hayatı canlandırdı. Ada esnafı, oteller, restoranlar ve feribot şirketleri Türk ziyaretçilerden büyük gelir elde ediyor. Basına yansıyan haberlere göre bazı adalarda Türkçe menüler ve Türkçe konuşan çalışanlar daha sık görülmeye başladı. Türk turistler ise kısa bir feribot yolculuğuyla Avrupa'da tatil yapma imkânı buluyor.
Ziyaretçilerin anlattıklarında en sık tekrarlanan gözlem şu: Yemekler, müzik, kahve kültürü, misafirperverlik ve günlük hayatın ritmi Türkiye'ye çok benziyor. Pek çok Türk için ada tatili, "karşı tarafı" ilk kez yakından tanıma fırsatı oluyor.
Madalyonun öbür yüzü
Turizmin bu hızla artması her iki tarafta da farklı tartışmalara konu oluyor. Türkiye'de, karşı kıyıya giden yerli turistin Ege'deki Türk turizm bölgelerine etkisi zaman zaman gündeme geliyor. Yunanistan'da ise bazı çevreler, sınır adalarındaki bu yoğunluğu güvenlik penceresinden değerlendiriyor. Ancak ada ekonomilerinin bu gelirlere duyduğu ihtiyaç, uygulamanın genel olarak desteklenmesini sağlıyor.
Halklar birbirini nasıl görüyor?
Türk-Yunan ilişkilerinde en dikkat çekici konulardan biri, kamuoyu araştırmalarının çoğu zaman siyasetten daha olumlu bir tablo çizmesi. Örneğin Yunanistan'da 2022'de yapılan ve basına yansıyan bir ankette katılımcıların yüzde 68'i Türk halkını "dost" olarak tanımlarken, "düşman" diyenlerin oranı yüzde 19'da kaldı. Türkiye'de 2022'de yapılan bir araştırmada da her iki kişiden biri, Yunanistan ile yaşanan gerilimleri iç siyasete yönelik bir gündem olarak değerlendirdi.
Bu tablo, iki toplum arasında bir "ayrım" yapıldığını gösteriyor: İnsanlar karşı taraftaki devlete ve politikalarına mesafeli dururken, karşı taraftaki halka karşı daha sıcak duygular besleyebiliyor. 1999'da iki ülkeyi de vuran depremler ve 2023'teki Kahramanmaraş depremleri sonrasında gösterilen karşılıklı dayanışma, bu duygunun en somut örnekleri olarak hafızalarda yer alıyor.
Onikiadalar meselesi: Bir kayıp ada grubunun hikâyesi
Tatilcilerin en çok tercih ettiği adalardan Rodos, İstanköy, Leros, Kalimnos, Simi, Patmos ve Meis, tarihte Onikiadalar olarak bilinen ada grubunun parçası. Bu adaların hikâyesi, Türk-Yunan ilişkilerinin tarihinin de bir özeti gibi:
- 1522 Kanuni Sultan Süleyman, Rodos'u fethetti. Adalar yaklaşık dört asır Osmanlı yönetiminde kaldı.
- 1912 Trablusgarp Savaşı sırasında İtalya, Onikiadalar'ı işgal etti. Uşi Antlaşması'nda geçici olarak tanımlanan bu işgal kalıcı hâle geldi.
- 1923 Lozan Antlaşması ile Türkiye, Onikiadalar üzerindeki İtalyan egemenliğini kabul etti.
- 1943-45 İkinci Dünya Savaşı sırasında adalar Alman işgaline uğradı.
- 1947 Paris Barış Antlaşması ile adalar İtalya'dan Yunanistan'a, silahsızlandırılmış olarak kalmak şartıyla devredildi. Türkiye bu antlaşmaya taraf değildi.
Bugün Onikiadalar meselesi denince iki ana tartışma akla geliyor. Birincisi, antlaşmada silahsız olması öngörülen bu adalara asker ve silah konuşlandırılması. Bu konuyu Ege adalarının silahlandırılması yazımızda ayrıntılı olarak anlattık. İkincisi ise antlaşmalarda adı açıkça geçmeyen bazı küçük ada, adacık ve kayalıkların egemenliğinin kime ait olduğu sorusu. Türkiye, bu "gri bölgelerin" egemenliğinin hiçbir antlaşmayla Yunanistan'a devredilmediğini savunuyor. 1996'daki Kardak krizi, bu sorunun iki ülkeyi ne kadar hızlı bir şekilde savaşın eşiğine getirebileceğini göstermişti.
Rodos ve İstanköy Türkleri
Onikiadalar'ın unutulan bir yönü de burada yaşayan Türk toplumu. Rodos ve İstanköy'de yüzyıllardır yaşayan Türkler, Lozan Antlaşması imzalandığında adalar İtalya'nın elinde olduğu için Batı Trakya Türkleri gibi antlaşmanın azınlık korumasından yararlanamadı. Bu toplumun nüfusu zaman içinde ciddi şekilde azaldı. Bugün adalara giden pek çok Türk turist, Rodos'taki Süleymaniye Camii ve tarihî Türk mahalleleri gibi Osmanlı izlerini görmek için de buraları ziyaret ediyor.
Eski savaşlardan bugüne kalan izler
İki halkın birbirine bakışını anlamak için ortak tarihe bakmak gerekiyor. Bu tarih, aynı olayların iki tarafta çok farklı hatırlandığı bir tarih:
| Dönem | Türkiye'de nasıl hatırlanıyor? | Yunanistan'da nasıl hatırlanıyor? |
|---|---|---|
| 1821 | Osmanlı'ya karşı bir isyan | Bağımsızlık Savaşı, ulusal bayram |
| 1919-1922 | Yunan işgali ve Kurtuluş Savaşı zaferi | Küçük Asya Felaketi |
| 1923 | Lozan ve nüfus mübadelesi | Mübadele ve Anadolu'dan göç |
| 1955 ve 1964 | İstanbul'daki olaylar ve sınır dışı etmeler, genellikle az konuşulan bir dönem | İstanbul Rumlarının büyük göçü |
| 1974 | Kıbrıs Barış Harekâtı | Kıbrıs'ın işgali |
1923'teki nüfus mübadelesi ile yaklaşık 1,2 milyon Rum Anadolu'dan Yunanistan'a, yaklaşık 400 bin Türk ise Yunanistan'dan Türkiye'ye göç etti. Bugün iki ülkede de mübadil aileleri, dedelerinin ve ninelerinin terk etmek zorunda kaldığı köyleri ve evleri ziyaret etmeye devam ediyor. Kapıda vize ile adalara giden Türklerin bir kısmı da aslında bu hikâyelerin izini sürüyor.
Ortak geçmiş yalnızca acılardan ibaret değil. Mutfakta, müzikte, dilde ve gündelik alışkanlıklarda iki halkı birbirine bağlayan yüzlerce ortak unsur var. Aynı yemeğin iki dilde farklı isimlerle anılması ya da aynı şarkının iki ülkede farklı sözlerle söylenmesi, Ege'nin iki yakasının ne kadar iç içe geçmiş olduğunu gösteriyor.
Sonuç: İki ayrı dil, bir ortak deniz
Türkiye ile Yunanistan arasında Ege, hem bir ayrılık hem de bir buluşma denizi. Devletler NAVTEX'lerle, notalarla ve haritalarla birbirine cevap verirken; halklar feribotlarla, sofralarda ve şarkılarda birbirine yaklaşıyor. Yüzyılı aşan savaşların izleri hâlâ siyasetin dilinde yaşasa da, kapıda vizeyle adalara akın eden Türkler ve onları karşılayan ada halkı, iki ülkenin geleceği için farklı bir hikâye yazılabileceğini gösteriyor.
Önümüzdeki dönemde Doğu Akdeniz'deki kablo projesi, Libya anlaşmasının etkileri ve Türkiye'nin Mavi Vatan Kanunu çalışmaları, Türk-Yunan ilişkilerinin seyrini belirleyecek başlıca konular olacak. Küresel Gündem olarak gelişmeleri takip etmeye devam edeceğiz.