Trump'a Küsen Avrupa Yeni Ortak Arıyor: Çin Sıkıştırırken Türkiye'nin Önünde Hangi Kapılar Açılıyor?
Grönland krizi, otomobillere yüzde 25 vergi, teknoloji devlerine kesilen cezalar üzerinden gelen tehditler. Transatlantik ittifak, 1945'ten bu yana en zor dönemini yaşıyor. Avrupa yönünü Hindistan'a, Latin Amerika'ya ve Asya'ya çevirirken, Çin'den gelen ucuz ürün dalgası da kıtanın sanayisini sıkıştırıyor. Bu denklemde Türkiye'nin konumu hiç bu kadar değerli olmamıştı.

Grönland krizi, gümrük vergileri ve Çin baskısı. Avrupa yön değiştirirken Türkiye'nin fırsatları.
İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana Batı dünyasının belkemiğini oluşturan Avrupa-ABD ittifakı, 2026'da benzeri görülmemiş bir sınavdan geçiyor. Bir yanda ABD Başkanı Donald Trump'ın gümrük vergisi tehditleri, diğer yanda Avrupa'nın kendi ayakları üzerinde durma arayışı var. Bu iki kıyı arasında ise Çin'den gelen ucuz ürün dalgası, Avrupa fabrikalarını kapatma noktasına getiriyor.
Peki Avrupa ile ABD neden bu kadar uzaklaştı? Avrupa yeni ortakları kimlerde arıyor? Çin bu denklemin neresinde? Ve en önemlisi, Türkiye bu büyük dönüşümden nasıl kazançlı çıkabilir?
Transatlantik kırılma: 2026'da neler yaşandı?
- Ocak Grönland krizi: Trump'ın Danimarka'ya bağlı Grönland üzerindeki taleplerini yinelemesiyle başlayan krizde ABD, Danimarka'nın yanında yer alan sekiz Avrupa ülkesine yüzde 10 ek gümrük vergisi açıkladı. Avrupa liderleri bu adıma ortak bir tavırla karşı çıktı.
- Şubat ABD ve İsrail'in İran'a karşı başlattığı savaş, enerji fiyatlarını yükseltti ve Avrupa ekonomisini doğrudan vurdu. Ayrıntılar için İran savaşı haberimize bakabilirsiniz.
- Mayıs Trump, AB'nin aralarındaki ticaret anlaşmasına uymadığını öne sürerek Avrupa'da üretilen otomobil ve kamyonlara uygulanan gümrük vergisini yüzde 25'e çıkaracağını duyurdu.
- Temmuz AB'nin ABD'li teknoloji şirketlerine verdiği cezalar, başta Google'a kesilen yaklaşık 890 milyon euroluk ceza, Washington'u harekete geçirdi. ABD, AB'ye yönelik ticaret soruşturması başlattı ve "ciddi" gümrük vergileri tehdidinde bulundu.
- Ekim Rusya-Ukrayna barış sürecinde ABD'nin Kiev'e baskısı ve Avrupa'nın Ukrayna'yı finanse etme yükü, iki taraf arasındaki görüş ayrılığını derinleştirdi.
Bu gelişmelerin ortak noktası şu: Avrupa, artık ABD'yi koşulsuz güvenebileceği bir müttefik olarak görmekte zorlanıyor. Bu da kıtayı hem ekonomide hem de savunmada "stratejik özerklik" arayışına itiyor.
Avrupa yönünü nereye çeviriyor?
Avrupa Birliği, ABD'ye bağımlılığını azaltmak için 2026'da ticaret ortaklıklarını hızla çeşitlendirmeye başladı. Bu yılın en büyük iki hamlesi şunlar oldu:
| Anlaşma | Tarih | Önemi |
|---|---|---|
| AB-Mercosur (Arjantin, Brezilya, Paraguay, Uruguay) | 17 Ocak 2026'da imzalandı | 31 ülkede yaklaşık 700 milyon tüketiciyi kapsayan dünyanın en büyük serbest ticaret alanlarından biri. Avrupa şirketlerine yılda 4 milyar euronun üzerinde gümrük tasarrufu. |
| AB-Hindistan | 27 Ocak 2026'da müzakereler tamamlandı | Yaklaşık 2 milyar kişilik serbest ticaret alanı. Hindistan, AB ihracatının yüzde 96,6'sında gümrük vergilerini kademeli olarak kaldıracak veya düşürecek. AB Komisyonu Başkanı von der Leyen anlaşmayı "anlaşmaların anası" olarak niteledi. |
AB ayrıca Endonezya ve Avustralya gibi ülkelerle de ticaret anlaşmaları üzerinde çalışıyor. Ancak bu yol hiç de pürüzsüz değil. Mercosur anlaşması, Avrupalı çiftçilerin tepkisi nedeniyle Avrupa Parlamentosu'nda tartışma yarattı ve hukuki inceleme için AB Adalet Divanı'na gönderildi. Bu süreç, anlaşmanın tamamen yürürlüğe girmesini aylarca geciktirebilir.
Çin faktörü: Avrupa sanayisini sıkıştıran dev
Avrupa'nın ABD ile yaşadığı gerilim, Çin'e daha fazla yaklaşacağı anlamına gelmiyor. Tam tersine, Avrupa'nın en büyük ekonomik sorunlarından biri bugün Çin. Çarpıcı rakamlar şöyle:
- Günde 1 milyar euro açık: AB'nin Çin ile ticaretinde verdiği açık, günde yaklaşık 1 milyar euroya ulaşarak rekor kırdı.
- 250 bin kayıp iş: AB Sanayi Komiseri Stéphane Séjourné'ye göre Avrupa geçen yıl 250 bin sanayi işini kaybetti.
- Elektrikli otomobiller: Çin'den gelen düşük fiyatlı elektrikli araçlar Avrupa otomotiv sanayisini zorluyor. AB Komisyonu, gönüllü ihracat kısıtlamaları gibi yeni önlemler öneriyor.
- Nadir toprak elementleri: Çin, elektrikli araçlardan savunma sanayisine kadar pek çok alanda kritik öneme sahip nadir toprak elementlerinin üretimi ve işlenmesinde neredeyse tekel konumunda. 2025'te bu elementlerin ihracatını kısıtlaması, Avrupa'ya ne kadar savunmasız olduğunu gösterdi. Mevcut ateşkes ise yalnızca 10 Ocak 2027'ye kadar geçerli.
AB Komisyonu, Çin ile yürüttüğü müzakerelerde Ekim 2026'yı somut sonuçlar için son tarih olarak belirledi. Ticaret Komiseri Maroš Šefčovič, Ekim başında Pekin'de görüşmeler yaptı. Fransa ve Almanya ise AB'nin haksız rekabete karşı çok daha hızlı ve sert önlemler alabilmesini sağlayacak yeni bir araç önerdi. Çin ise her çözümün karşılıklı çıkarları dengelemesi ve Dünya Ticaret Örgütü kurallarına uygun olması gerektiğini savunuyor.
Avrupa'nın sıkışmışlığı
- ABD'ye savunma ve teknolojide bağımlı.
- Çin'e kritik hammaddede ve ucuz üründe bağımlı.
- Rusya'ya enerjide artık bağımlı olmak istemiyor.
- Kendi sanayisi yüksek enerji maliyetleriyle zorlanıyor.
Avrupa'nın aradığı çözüm
- Yeni ve güvenilir ticaret ortakları.
- Üretimi Avrupa'ya ve yakın çevresine taşımak.
- Kendi savunma sanayisini güçlendirmek.
- Tedarik zincirlerini çeşitlendirmek.
"Made in Europe": Yeni kurallar, yeni oyun
Avrupa'nın bu arayışının en somut adımı, "Avrupa'da üretilmiş" (Made in Europe) ürünleri öne çıkarmaya yönelik yeni politikalar. AB Komisyonu Mart 2026'da, otomotiv, çelik, alüminyum, çimento ve temiz enerji teknolojileri gibi öncelikli sektörlerde Avrupa menşeli ürünleri kamu alımlarında, teşviklerde ve stratejik yatırımlarda kayıracak bir Sanayi Hızlandırma Yasası önerdi.
Savunmada ise AB'nin 150 milyar euroluk SAFE savunma finansman programı devrede. Bu programda bir savunma ürününün bileşen maliyetinin en az yüzde 65'inin AB, Ukrayna veya uygun görülen Avrupa Ekonomik Alanı ülkelerinden gelmesi şartı aranıyor.
Türkiye için fırsatlar ve riskler
Avrupa'nın ABD'den uzaklaşması, Çin'e karşı tedarik zincirini çeşitlendirmek istemesi ve üretimi kendine yakın yerlere taşıma arayışı, Türkiye için tarihî bir fırsat penceresi açıyor. Ancak bu pencere, doğru adımlar atılmazsa bir riske de dönüşebilir.
Fırsat 1: Avrupa'nın "yakın fabrikası" olmak
Türkiye, Avrupa'nın en büyük ticaret ortaklarından biri. İki taraf arasındaki ticaret hacmi 2024'te rekor seviyede 220 milyar dolara ulaştı. Türkiye'nin AB'ye ihracatı 109 milyar dolar ile toplam mal ihracatının yüzde 41'ini oluşturuyor. Çin'den gelen ürünlere bağımlılığını azaltmak isteyen Avrupalı şirketler için Türkiye; coğrafi yakınlığı, Gümrük Birliği, güçlü sanayi altyapısı ve kısa teslim süreleriyle en mantıklı alternatiflerden biri.
Fırsat 2: Gümrük Birliği'nin güncellenmesi
1996'da yürürlüğe giren Gümrük Birliği, yalnızca sanayi ürünlerini kapsıyor. Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın da vurguladığı gibi, anlaşmanın hizmetler, dijital ticaret, yeşil dönüşüm ve kamu alımlarını kapsayacak şekilde güncellenmesi, Türkiye'nin Avrupa üretim zincirine çok daha güçlü şekilde bağlanmasını sağlayabilir. Sanayi Hızlandırma Yasası'nda Gümrük Birliği ortaklarının ürünlerinin belirli koşullarda Avrupa menşeli sayılabilmesi, Türkiye için önemli bir kapı.
Fırsat 3: Savunma sanayii
Avrupa'nın hızla yeniden silahlanması, Türk savunma sanayii için büyük bir pazar anlamına geliyor. Ancak SAFE gibi programlardaki menşe kuralları, Türk şirketlerinin bu pazara doğrudan ihracatla değil, Avrupa'da ortaklıklar ve üretim yatırımlarıyla girmesini gerektiriyor. Baykar'ın İtalyan devi Leonardo ile kurduğu ortaklık ve İtalyan Piaggio Aerospace şirketine yaptığı yatırım, bu modelin en dikkat çekici örnekleri.
Fırsat 4: Ticaret ve enerji koridoru
Hürmüz Boğazı'ndaki kriz ve Rusya üzerinden geçen kara yolunun yaptırımlar nedeniyle riskli hâle gelmesi, Asya ile Avrupa arasındaki ticaretin yeni güzergâhlar aramasına neden oldu. Hazar Denizi ve Kafkasya üzerinden Türkiye'ye uzanan Orta Koridor, bu arayışın en güçlü adaylarından biri. Türkiye, bu sayede Asya ile Avrupa arasında bir lojistik merkez olma iddiasını güçlendirebilir.
Riskler: Dışarıda kalma tehlikesi
- Menşe kuralları: "Made in Europe" ve SAFE gibi düzenlemeler, Türkiye'yi Avrupa üretim zincirinin dışında bırakacak şekilde uygulanabilir.
- Vize ve kotalar: Türk iş insanlarının vize sorunları ve Türk tırlarına uygulanan geçiş kotaları, ticaretin önünde hâlâ ciddi engeller.
- ABD vergileri: ABD'nin gümrük vergisi politikaları Türk ihracatçıları da etkiliyor.
- Siyasi gerilimler: Yunanistan ve Kıbrıs ile yaşanan sorunlar, AB içinde Türkiye'ye yönelik adımları engelleyebiliyor.
Sonuç: Kartlar yeniden dağıtılıyor
Dünya ekonomisi, Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana en büyük yeniden yapılanmalardan birini yaşıyor. ABD kendi çıkarlarını önceliklendirirken, Çin ucuz üretim gücüyle pazarları zorluyor ve Avrupa bu iki dev arasında kendi yolunu çizmeye çalışıyor. Bu yeni dönemde coğrafyası, sanayisi ve Avrupa ile olan bağlarıyla Türkiye, kartların yeniden dağıtıldığı masada önemli bir oyuncu olabilir. Bunun için Ankara'nın Brüksel ile diyaloğu güçlendirmesi, Gümrük Birliği'ni güncellemesi ve sanayisini yeni Avrupa kurallarına hazırlaması gerekiyor.
Küresel Gündem olarak Avrupa-ABD ilişkilerini, AB-Çin müzakerelerini ve Türkiye'nin Avrupa ile ekonomik ilişkilerini takip etmeye devam edeceğiz.