COP31'in Ev Sahipliği Krizi Nasıl Çözüldü? Avustralya ile Uzun Pazarlık ve Murat Kurum'un Başkanlığı
COP31'in Antalya'da yapılması, kolay alınmış bir karar değildi. Türkiye ve Avustralya uzun süre aynı zirveye talip oldu. Uzlaşma sağlanamasaydı zirve, BM İklim Sekreterliği'nin bulunduğu Almanya'nın Bonn kentinde yapılacaktı. Sonunda Antalya kazandı ve başkanlık Bakan Murat Kurum'a geçti.
Zirve neredeyse Bonn'a kayıyordu. Türkiye ile Avustralya arasındaki ev sahipliği yarışı nasıl sonuçlandı?
BM iklim zirveleri, bölgeler arasında dönüşümlü olarak düzenleniyor. 2026'daki COP31'in ev sahipliği, Türkiye'nin de içinde bulunduğu "Batı Avrupa ve Diğerleri" grubuna düşüyordu. Bu grupta hem Türkiye hem de Pasifik ada ülkeleriyle birlikte aday olan Avustralya ev sahipliğine talip oldu. BM sisteminde bu tür kararlar oybirliğiyle alındığından, iki ülkenin anlaşmazlığı sürecin kilitlenmesine yol açtı.
Kriz neydi?
- Türkiye'nin tezi: Türkiye, iklim değişikliğinden en çok etkilenecek bölgelerden biri olan Akdeniz'de yer aldığını ve gelişmekte olan ülkelerle gelişmiş ülkeler arasında köprü olabileceğini savundu.
- Avustralya'nın tezi: Avustralya, yükselen deniz seviyesinin varlığını doğrudan tehdit ettiği Pasifik ada ülkeleriyle ortak bir zirve düzenlemek istedi.
- B planı: Uzlaşma sağlanamaması hâlinde kurallar gereği zirvenin BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Sekreterliği'nin merkezi olan Bonn'da yapılması gündeme geldi.
Nasıl çözüldü?
Malezya haber ajansı Bernama'nın aktardığına göre Avustralya, ev sahipliği hakkından ve eş başkanlıktan vazgeçti; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum zirvenin başkanlığına getirildi. Türkiye Çevre Bakanlığı da zirvenin 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya'da düzenleneceğini açıkladı. Uzlaşmanın ayrıntıları ve Pasifik ülkelerinin süreçte nasıl bir rol üstleneceği, kamuoyuna yansıyan bilgilerde tam olarak netleşmiş değil.
COP başkanı ne yapar?
COP başkanı, müzakerelerin yönetiminden ve sonuç metninin üzerinde uzlaşı sağlanmasından sorumludur. Başkanlık, ülkeler arasında arabuluculuk yapar, zor başlıklarda ara formüller önerir ve zirvenin "mirasını" belirleyen eylem gündemini hazırlar. Bu nedenle başkanlık, ev sahibi ülkeye büyük bir diplomatik görünürlük ve sorumluluk yükler.